Üye Girişi
* Üye Girişi sadece Teknik komite üyeleri içindir.
41. YOİKK Yönlendirme Komitesi Toplantısı
41. YOİKK Yönlendirme Komitesi Toplantısı 13 Aralık 2011 tarihinde saat 13.00'de Uğur Ercan Toplantı Salonunda gerçekleştirilecektir.
İş Ortamı 2012 Raporu
Dünya Bankası tarafından yayımlanan İş Ortamı 2012 Raporu 20 Ekim 2011 tarihinde yayımlanmıştır. Söz konusu rapora ilişkin dokümanlara erişmek için lütfen başlığa tıklayınız.
16. YOİKK Toplantısı
16. YOİKK Toplantısı, Ekonomi Bakanı Sayın Zafer ÇAĞLAYAN'ın başkanlığında 27 Eylül 2011 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
Uluslararası Doğrudan Yatırımlar Ağustos 2011 Bülteni
Uluslararası Doğrudan Yatırım Verileri Bülteni- Ağustos 2011 yayımlanmıştır. Rapora erişmek için lütfen  tıklayınız.
40. YOİKK Yönlendirme Komitesi Toplantısı
40. YOİKK Yönlendirme Komitesi Toplantısı, 21 Eylül 2011 tarihinde, Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı Sayın Ahmet YAKICI başkanlığında gerçekleştirilmiştir.
Uluslararası Doğrudan Yatırımlar Temmuz 2011 Bülteni
Uluslararası Doğrudan Yatırımlar Temmuz 2011 Bülteni yayımlandı. Rapora erişmek için lütfen  tıklayınız.

Şirket İşlemleri

İstihdam

Sektörel Lisanslar

Yatırım Yeri

Vergi ve Teşvikler

Dış Ticaret ve Gümrükler

Fikri ve Sinai Mülkiyet Hakları

Doğrudan Yabancı Yatırım Mevzuatı

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ)

Kurumsal Yönetim

 
 1-) Türkiye'de şirket kurmak için izlenecek prosedür nedir?

Şirket kuruluşunu düzenleyen kanunda değişiklik yapan 4884/2003 sayılı kanun ile şirket kuruluşu süreci yeniden tasarlanmış ve iş kurmak için gerekli aşamalar azaltılarak süreç sadeleştirilmiştir. Kolaylaştırılan prosedürler neticesinde tescil ve şirket kuruluşu işlemi bir günde yapılabilmektedir. Tescil işlemi için tek bir noktada, gerekli izinler için bir kaç farklı kuruma başvuru yapmadan doldurulacak standart bir form yeterli olacaktır.
Şirket kuruluşu başvuruları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na ya da her şehirde bulunan ve yurt çapında yaygın bir ağa sahip olan, ticaret sicil memurluklarına yapılmaktadır. Kuruluş için izlenecek prosedür aşağıda özetlenmektedir:

  • Noterden tasdikli şirket ana sözleşmesi
  • Ziraat Bankası’na, sermayenin % 0.04’ü tutarında yapılan ödemeye ilişkin banka dekontu
  • Şirket Kuruluşu Bildirim formu

ile birlikte ticaret siciline kayıt işlemi gerçekleştirilecektir.

Yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yerli yatırımcılarla eşit şartlarda, Ticaret Kanunu’nda sayılan şirket türlerini kurmada serbesttir. Eskiden olduğu gibi limited veya anonim şirket kurma zorunluluğu kalkmıştır.

Bankaların, özel finans kurumlarının, sigorta şirketlerinin, finansal kiralama şirketlerinin, faktoring şirketlerinin, holdinglerin, döviz büfesi işleten şirketlerin, umumi mağazacılıkla uğraşan şirketlerin, sermaye piyasası kanununa tabi ve halka açık şirketlerin, serbest bölge kurucusu ve işleticisi şirketlerin kuruluşları, merkezi yurtdışında bulunan şirketlerin şube kuruluşları ve ana sözleşme değişiklikleri Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın iznine tabidir.

 2-) Yurt dışında kurulu bir şirketin Türkiye’de şube açması için yapması gereken işlemler nelerdir?

Yurt dışında merkezi bulunan yabancı uyruklu, sermayesi paylara bölünmüş şirketlerin Türkiye’de şube açarak faaliyet gösterebilmeleri için, ilk önce ikametgahı Türkiye’de bulunan tam yetkili bir vekil atayarak, aşağıdaki belgelerle birlikte Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, İç Ticaret Genel Müdürlüğü’ne başvurmaları gerekmektedir.

  1. Dilekçe (şirket veya vekili tarafından yazılmış ve aşağıdaki bilgileri içeren);
    a) Şirketin unvanı,
    b) Kuruluş tarihi,
    c) Uyruğu,
    d) Sermayesi,
    e) Türkiye’deki vekilin adı, soyadı, adresi ve uyruğu,
    f) Vekilin Türkiye sınırları dahilinde yapacağı işlerde kanun ve mevzuat hükümlerine uyacağına yönelik taahhütü,
    g) Şubenin adresi,
    h) Şubenin faaliyet konusu,
    ı) Şubenin sermayesi,
  2. Şirketin yetkili organının şube açma kararı (asıl ve tercüme birer nüsha olarak);
  3. Şirket ana sözleşmesi (asıl ve tercüme edilmiş bir nüsha olarak);
  4. Şirketin nerede, ne zaman ve hangi devletin kanunlarına göre kurulduğuna ilişkin kayıtları içeren kuruluş evrakı ile halen faaliyetini sürdürdüğüne dair faaliyet belgesi (asıl ve tercüme edilmiş bir nüsha olarak);
  5. Türkiye’deki vekilin vekaletnamesi (ihtiyaç duyulacak diğer hususların yanında, özellikle aşağıdaki hususları kapsayacak şekilde asıl ve tercüme ikişer nüsha olarak);
    a) Şirket ana sözleşmesinde gösterilmiş olan işlemleri yerine getirme,
    b) Şirketi temsil etme,
    c) Şirket adına yapılacak işlerden doğacak davalarda şirketi davacı, davalı ve üçüncü şahıs sıfatı ile tüm mahkemelerde temsil etme,
    d) Türkiye’den geçici olarak ayrılması durumunda, sahip olduğu yetkilerle vekil tayin etme,
    e) Merkez şubeye bağlı olarak açılacak tali şubelere vekil tayin etme konularında yetkili bulunduğunun belirtilmesi.

2., 3., 4. ve 5. maddelerde yazılı belgelerin şirketin tabi bulunduğu ülkedeki noterler tarafından ve o ülkedeki Türk konsolosluğu veya Türkiye’de Dışişleri Bakanlığı tarafından ya da Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan “Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi” hükümlerine göre onaylanmış olması ve söz konusu onayların, belirtilen belgelerin noterden onaylı Türkçe tercümeleri için de yaptırılmış olması gereklidir.

 1-) Türkiye'deki istihdam biçimleri nelerdir? Kısmi süreli çalışma ve geçici süreli çalışma mümkün müdür?

İşçi-işveren ilişkilerini düzenleyen temel yasa niteliğindeki 1475 sayılı İş Kanunu, ekonomik ve teknolojik gelişmeler, yeni istihdam ilişkilerinin ortaya çıkışı ve AB müktesebatına ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerine uyum çerçevesinde yenilenmiş ve 4857 sayılı yeni İş Kanunu 2003 yılında yürürlüğe girmiştir. Kanun, çalışma sürelerine esneklik kazandıran yeni çalışma modellerini düzenleyerek bir taraftan yeni istihdam olanakları yaratmayı, diğer taraftan işverenler için günün gereklerine uygun iş koşulları sağlamayı amaçlamaktadır. Bu yaklaşımla Kanun kapsamında; belirli süreli çalışma, kısmi süreli çalışma, çağrı üzerine çalışma, geçici iş ilişkisi gibi istihdam modelleri düzenlenmiştir.

 2-) Türkiye’de haftalık çalışma saatleri ne kadardır? Fazla çalışmanın koşulları nelerdir?

Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok 45 saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde 11 saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir.

Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının %50 yükseltilmesi suretiyle ödenir.

Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle 45 saatin altında belirlendiği durumlarda ise, ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve 45 saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının %25 yükseltilmesiyle ödenir.

Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda 270 saatten fazla olamaz. Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat 15 dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir.

 3-) Türkiye’de işçilere ne gibi ücret dışı haklar sağlanmaktadır?

Ücret dışı haklar, işçi ve işverenler arasındaki iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile belirlenmektedir. Mevzuatta buna ilişkin zorlayıcı bir hüküm bulunmamaktadır.

 4-) İşverenlerin ödemekle yükümlü oldukları sosyal güvenlik prim oranları ne kadardır?

İşverenler ve sigortalılar:

a.Kısa vadeli sigorta kolları
b.Uzun vadeli sigorta kolları
c.Genel sağlık sigortası kolları için Sosyal Güvenlik Kurumuna,
d.İşsizlik sigortası için Türkiye İş Kurumuna

sigorta primi ödemektedirler.

Sigorta kolları ile işçi ve işverenin ödeyeceği sigorta prim oranları tabloda gösterilmiştir.

 

Sigorta Kolları

İşçi Hissesi %

İşveren Hissesi %

Toplam %

Kısa Vadeli Sigorta Kolları

-

1 ila 6,5

1 ila 6,5

Uzun Vadeli Sigorta Kolları

9

11

20

Genel Sağlık Sigortası

5

7,5

12,5

İşsizlik Sigortası

1

2

3

 5-) Türkiye’deki sosyal güvenlik sisteminin temel unsurları nelerdir?

Türkiye'deki sosyal güvenlik sistemi sigortalı ve işverenin sigorta sistemine ortaklaşa prim ödemekle mükellef olduğu primli bir sistemdir. Ayrıca 1/10/2008 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre her ay tahsil edilmiş olan malullük yaşlılık ve ölüm sigortasının ¼ ü kadar sisteme katkı yapılmak suretiyle sistem Devletçe desteklenmeye başlanılmıştır.

  • Kısa vadeli sigorta kollarından; işkazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık,
  • Uzun vadeli sigorta kollarından: malülük, yaşlılık ve ölüm,
  • Genel sağlık sigortası kolundan; kişilerin öncelikle sağlıklarının korunması, sağlık riskleri ile karşılaşılması halinde ise oluşan harcamaların karşılanması,

hususlarında kanunun öngördüğü şartlarla yardım yapılmaktadır.

 6-) Yabancıların Türkiye’deki çalışmalarının izne bağlanması ve bu yabancılara verilecek çalışma izinlerinin düzenlenmesi ile ilgili usul ve esaslar hangi kanunla düzenlenmiştir?

Yabancıların Türkiye’deki çalışmalarını izne bağlamak ve bu yabancılara verilecek çalışma izinleri ile ilgili esasları belirlemek amacıyla hazırlanan 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun 06.03.2003 tarihli ve 25040 sayılı, Resmi Gazete’de yayımlanarak 06.09.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kanunun 5 inci maddesi gereğince süreli çalışma izinleri, yabancının ikamet izninin süresi ile hizmet akdinin veya işin süresine göre, belirli bir işyeri veya işletmede çalışmak üzere verilebilmektedir.

Anılan Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 7 nci maddesi gereğince; Türkiye’de öğrenim amacıyla verilen ikamet izinleri hariç, herhangi bir sebebe istinaden en az altı ay süreli ikamet izni almış ve bu süresi sona ermemiş olan yabancılar çalışma izin başvurularını yurt içinden doğrudan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yapabilmektedirler. Aksi halde çalışma izni müracaatları yabancı tarafından yurt dışındaki T.C. temsilcilikleri kanalı ile yapılmaktadır.

 

 7-) Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun kimleri kapsamaktadır?

4817 sayılı Kanun; Türkiye’de bağımlı ve bağımsız çalışan yabancıları, bir işveren yanında meslek eğitimi gören yabancıları ve yabancı çalıştıran gerçek ve tüzel kişileri kapsamaktadır.

Söz konusu Kanun ile;

  • Doğumla Türk vatandaşlığını kazanmış olup Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkma izni almak suretiyle vatandaşlıktan çıkanlar,
  • Basın Kanununa göre çalıştırılacak muhabirler,
  • Yabancı basın yayın organları mensupları,
  • Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kanunla verilen yetkiye dayanarak çalışma izni verilen veya istihdam edilenler,
  • Yönetmelikle karşılıklılık ilkesi, uluslararası hukuk ve Avrupa Birliği hukuku esasları dikkate alınmak suretiyle çalışma izninden muaf tutulan yabancılar,

Kanunda kapsam dışı tutulmuşlardır.

 

 8-) Verilen çalışma izin süresi ne kadardır?

4817 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde; süreli çalışma izinlerinin yabancının ikamet izninin süresi ile hizmet akdinin veya işin süresine göre, belirli bir işyeri veya işletmede ve belirli bir meslekte çalışmak üzere en çok bir yıl geçerli olmak üzere verilebileceği öngörülmüştür.

 

 9-) Verilen izinler uzatılabilir mi?

4817 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, bir yıllık kanuni çalışma süresinden sonra, aynı işyeri veya işletme ve aynı meslekte çalışmak üzere çalışma izninin süresi üç yıla kadar uzatılabilir. Üç yıllık kanuni çalışma süresinin sonunda, aynı meslekte ve istenilen işverenin yanında çalışmak üzere, çalışma izninin süresi altı yıla kadar uzatılabilir. Türkiye’de en az sekiz yıl kanuni ve kesintisiz ikamet eden veya toplam altı yıllık kanuni çalışması olan yabancılara süresiz çalışma izni verilebilmektedir.

Çalışma izninin bittiği tarihten geriye doğru en fazla iki aylık sürede olmak kaydıyla izin süresi sona ermeden çalışma izni süre uzatma başvurusunda bulunulabilir. Çalışma izninin bitiminden itibaren en geç 15 gün içinde yapılan süre uzatma başvuruları da geçerli kabul edilmektedir. Bu süreden sonra yapılan uzatma başvuruları, ilk defa başvuru yapan yabancılara uygulanan esaslara tabidir.

 

 

 10-) Kanuna göre kaç tür çalışma izni verilebilir?

Çalışma izinleri üç grupta verilmektedir.

Süreli çalışma izni; Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe, iş piyasasındaki durum, çalışma hayatındaki gelişmeler, istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik konjonktür değişiklikleri dikkate alınarak, yabancının ikamet izninin süresi ile hizmet akdinin veya işin süresine göre, belirli bir işletme ve belirli bir meslekte çalışmak üzere en çok bir yıl süreyle verilecektir.

Bir yıllık çalışmadan sonra bu süre, aynı işyeri veya aynı işletme ve aynı meslekte çalışmak üzere üç yıla kadar, bu süre sonunda da aynı meslekte ancak bu defa dilediği işverenin yanında çalışmak üzere altı yıla kadar uzatılabilecektir.

Süresiz çalışma izni; Yine Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe, Türkiye’de en az sekiz yıl kanuni ve kesintisiz ikamet eden veya toplam altı yıllık kanuni çalışması olan yabancılara, iş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler dikkate alınmaksızın ve belirli bir işletme, meslek, mülki veya coğrafi alanla sınırlandırılmaksızın verilebilecektir.

Bağımsız çalışma izni; Bağımsız çalışacak yabancılara Türkiye’de en az beş yıl kanuni ve kesintisiz ikamet etmiş olmak koşulu ile çalışma izni verilebilecektir.

İstisnai hallerde çalışma izinleri; Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe; 4817 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde sıralanan yabancılara bu kanunla belirlenen sürelere tabi olmaksızın istisnai statüde çalışma izni verilebilmektedi

 

 11-) Çalışma izni için nasıl başvurabilir?

Yurt dışından başvuru: Yabancılar çalışma izin ve vize başvurularını daimi ikamet ettikleri ya da uyruğunda bulunduğu ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti dış temsilciliklerine yapabilmektedirler.

Yabancının Türkiye’de bulunan işvereni, yabancının temsilciliğe başvurduğu tarihten itibaren on iş günü içerisinde gerek yabancıdan gerekse yabancıyı istihdam edecek kurum veya kuruluştan başvuru sırasında istenilen belgeleri Bakanlığa intikal ettirir. Temsilciliğe başvuru tarihinden önceki on işgünü içerisinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına intikal ettirilmiş bulunan çalışma izni başvuruları da değerlendirmeye alınır.

Bakanlık yapacağı değerlendirme sonrasında, çalışma izni verilmesinin uygun bulunup bulunmadığına ilişkin kararını Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla ilgili dış temsilciliğimize bildirir. Karar olumlu ise, temsilcilik çalışma izin belgesinin Türkiye’de işveren tarafından yabancıya tebliğ edileceği bilgisini yabancıya vererek, çalışma izin belgesinin tarih sayısını vize etiketine yapıştırarak yabancının çalışma vizesine ilişkin işlemlerini tamamlar.

Başvuruya ilişkin olumlu karar üzerine Bakanlıkça düzenlenecek çalışma izin belgesi, yabancıya Türkiye’ye giriş yaptığı tarihten itibaren onbeş gün içerisinde tebliğ edilmesi istemiyle, yabancının işverenine gönderilir.

Çalışma izni verilmesi uygun bulunan yabancıların en geç doksan gün içinde ülkeye giriş vizesi talebinde bulunmaları, ülkeye giriş yaptıkları tarihten itibaren en geç otuz gün içinde İçişleri Bakanlığına (İlgili İl Emniyet Müdürlüğüne)  ikamet tezkeresi almak için başvurmaları zorunludur.

Yurt içinden başvuru: Türkiye’de öğrenim amacıyla verilen ikamet izni hariç, en az 6 ay süreli ikamet izni almış olup da bu süresi sona ermemiş olan yabancılar yada bunların işverenleri çalışma izin başvurularını yurt içinden doğrudan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yapabilmektedirler.

Özellik arzeden doğrudan yabancı yatırımlarda istihdam edilecek kilit personel statüsündeki yabancılar veya bunların işverenleri; yabancının Türkiye’de kanuni olarak bulunması halinde, çalışma izni müracaatlarını doğrudan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yapabilirler. Bunlarda en az altı aylık ikamet izni koşulu aranmamaktadır. (Doğrudan Yabancı Yatırımlarda Yabancı Uyruklu Personel İstihdamı Hakkında Yönetmelik Md.8)

Çalışma izin istemine ilişkin (izin verilmesi veya talebin reddi) kararı, Bakanlık tarafından yurt içinden yapılan başvurularda, başvuruyu yapan işverenine veya ilgili yabancıya bildirilmektedir.

 

 12-) Çalışma izni için hangi evraklar gerekiyor?

Çalışma izni başvuru usul ve esaslarına ilişkin detaylı bilgiler ile sektörler itibarıyla müracaat dosyasına eklenecek bilgi ve belgelerin listesine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü Yabancıların Çalışma İzinleri Daire Başkanlığına ait internet adresinden (www.yabancicalismaizni.gov.tr veya www.csgb.gov.tr)  ulaşılabilir.

 13-) Çalışma izni işlemleri ne kadar sürmektedir?

4817 sayılı Kanunun 28.1.2010 tarih ve 5951 sayılı Kanunla değişik 12 nci maddesi gereğince; usulüne uygun olarak yapılan başvurular, belgelerin tam ve eksiksiz olması kaydıyla en geç otuz gün içinde sonuçlandırılmaktadır.

Diğer taraftan, özellik arz eden doğrudan yabancı yatırımlarda istihdam edilecek kilit personel için yapılan çalışma izni veya süre uzatımı müracaatları, belgelerin tam ve eksiksiz olması kaydıyla, Bakanlığa müracaat tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde sonuçlandırılır.

 

 

 1-) Hangi işletmeler işyeri açma ve çalışma ruhsatı almak zorundadır?

İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte tanımlanan sıhhi müesseseler, gayrisıhhi müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerleri işyeri açma ve çalışma ruhsatı almak zorundadır. Yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan iş yeri açılamaz ve çalıştırılamaz.

 2-) İşyeri açma ve çalışma ruhsatlarının verilmesi bakımından iş yerleri nasıl gruplandırılmaktadır?

İş yerleri; sıhhi müesseseler, gayrisıhhi müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerleri olmak üzere üç grupta sınıflandırılmaktadır:

Gayrisıhhi müesseseler: Faaliyeti sırasında çevresinde bulunanlara biyolojik, kimyasal, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden az veya çok zarar veren veya vermesi muhtemel olan ya da doğal kaynakların kirlenmesine sebep olabilecek müesseselerdir. Gayrisıhhi müesseseler biyolojik, kimyasal, fiziksel, ruhsal ve sosyal etkileri bakımından üç gruba ayrılmaktadır:

Birinci sınıf gayrisıhhi müesseseler: Meskenlerden mutlaka uzak bulundurulmaları gereken iş yerleridir.

İkinci sınıf gayrisıhhi müesseseler: Meskenlerden mutlaka uzaklaştırılması gerekmemekle beraber izin verilmeden önce civarında ikamet edenlerin sıhhat ve istirahatleri üzerine gerek tesisatları ve gerekse vaziyetleri itibarıyla bir zarar vermeyeceğine kanaat oluşması için inceleme yapılması gereken iş yerleridir.

Üçüncü sınıf gayrisıhhi müesseseler: Meskenlerin yanında açılabilmekle beraber yalnız sıhhi nezarete tabi tutulması gereken iş yerleridir.

Sıhhi müesseseler: Gayrisıhhi müesseseler dışında kalan her türlü iş yeridir.

Umuma açık istirahat ve eğlence yerleri: Kişilerin tek tek veya toplu olarak eğlenmesi, dinlenmesi veya konaklaması için açılan otel, motel, pansiyon, kamping ve benzeri konaklama yerleri; gazino, pavyon, meyhane, bar, birahane, içkili lokanta, taverna ve benzeri içkili yerler; sinema, kahvehane ve kıraathaneler; kumar ve kazanç kastı olmamak şartıyla adı ne olursa olsun bilgi ve maharet artırıcı veya zeka geliştirici nitelikteki elektronik oyun alet ve makinelerinin, video ve televizyon oyunlarının içerisinde bulunduğu elektronik oyun yerleri; internet salonları, lunaparklar, sirkler ve benzeri yerlerdir.

 3-) İşyeri açma ve çalışma ruhsatı almak için yapılması gereken işlemler nelerdir?

İş yerinin niteliğine göre, farklı bir prosedür söz konusudur.

Sıhhi müesseseler: Sıhhi iş yeri açmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, iş yerlerini İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğinde belirtilen şartlara uygun olarak tanzim ettikten sonra Örnek 1'de yer alan başvuru ve beyan formuyla yetkili idareye müracaat eder.

Başvurunun söz konusu Yönetmelikte öngörülen kriterlere uygun olduğunun tespiti halinde, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenerek ilgiliye aynı gün içinde verilir.

İşyeri açma ve çalışma ruhsatı müracaatı sırasında Yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeler dışında başka herhangi bir belge istenemez ve başvuru formundaki beyana göre ruhsat işlemleri sonuçlandırılır. Ancak, ilgilinin beyanına göre tanzim edilen ruhsat müktesep hak doğurmaz.

İşyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen işyerleri, yetkili idareler tarafından ruhsatın verildiği tarihten itibaren en geç bir ay içinde kontrol edilir. İşyerinin bu süre içinde kontrol edilmemesi halinde ruhsat kesinleşir.

İşyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesinden sonra yapılacak denetimlerde mevzuata uygun olmayan unsurların ve noksanlıkların tespiti halinde, iş yerine bu noksanlık ve hatalarını gidermesi için bir defaya mahsus olmak üzere onbeş günlük süre verilir.

Verilen süre içinde tespit edilen noksanlık ve aykırılıklar giderilmediği takdirde, ruhsat iptal edilerek iş yeri kapatılır. Ayrıca ilgililerin yalan, yanlış ve yanıltıcı beyanı varsa haklarında kanuni işlem yapılır.

Gayrisıhhi müesseseler: Gayrisıhhi müesseselerin sınıfına göre işyeri açma ve çalışma ruhsatı alma prosedürü farklılık arz etmektedir:

Birinci sınıf gayrisıhhi müesseseler: birinci sınıf gayrisıhhi müessese açmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler Örnek 2'de yer alan başvuru formunu doldurarak yetkili idareye başvurur.

Birinci sınıf gayrisıhhi müesseselerde, öncelikle yer seçimi ve tesis kurma izninin alınmış veya deneme izni sonucunda iş yerinin çalışmasında sakınca bulunmadığı tespit edilmelidir.

Yer seçimi ve tesis kurma izni verilmiş veya deneme izni sonunda çalışmasında sakınca bulunmadığı anlaşılan birinci sınıf gayrisıhhi müesseselerin çalışabilmesi için müracaatı takip eden yedi gün içinde yetkili idarenin inceleme kurulu tarafından yerinde inceleme yapılır. Deşarj ve emisyon izin belgesi, mevzuat hükümlerine uygun olan yerler için diğer tüm bilgi ve belgeler de dikkate alınmak suretiyle, Örnek 3’teki açılma izni raporu düzenlenir ve yetkili idareye sunulur. Yetkili idarenin en üst amiri veya görevlendireceği yetkili tarafından üç gün içerisinde işyeri açma ruhsatı düzenlenir.

Birinci sınıf gayrisıhhi müessese başvuru ve beyan formunda yer alan bilgiler esas alınarak bir ay içinde yapılan denetimlerde, beyan edilen hususlara aykırı bir durumun tespiti halinde ilgililer hakkında gerekli kanuni işlem yapılır. Aykırılık ve noksanlıklar toplum ve çevre sağlığı açısından bir zarar doğurmuyorsa, tedbirlerin alınması ve noksanlıkların giderilmesi için bir yılı geçmemek üzere süre verilir. Verilen süre içinde aykırılık ve noksanlıklarını gidermeyen işletmelerin faaliyeti söz konusu aykırılık ve noksanlıklar giderilinceye kadar durdurulur.

Ruhsatın verilmesinden sonra yetkili idare tarafından yapılacak denetim sonucunda toplum ve çevre sağlığı açısından zararlı olan işletmelerin faaliyeti, noksanlıklar ve aykırılıklar giderilinceye kadar derhal durdurulur.

İkinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhi müesseseler: İkinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhi müessese açmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler; işin özelliğine göre, Yönetmelikte belirtilen kriterlere uygun olarak iş yerini düzenledikten sonra Yönetmeliğin eki Örnek 2’de yer alan başvuru formunu doldurarak yetkili idareye ibraz eder.

Yetkili idareler, ikinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhi müesseseler için yapılacak beyan ve incelemelerde; insan sağlığına zarar verilmemesi, çevre kirliliğine yol açılmaması, yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemeleri esas alır.

Başvurunun öngörülen kriterlere uygun olarak doldurulduğunun tespiti halinde, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın işyeri açma ve çalışma ruhsatı beş gün içinde düzenlenerek ilgiliye verilir. İlgili, bu belgeye dayanarak işyeri açabilir. Beyana göre tanzim edilen ruhsat müktesep hak doğurmaz.

İkinci ve üçüncü sınıf işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen iş yerleri, yetkili idare tarafından bir ay içinde kontrol edilir. Bu süre içinde kontrol edilmemesi halinde, ilgili, çalışma ruhsatı almış sayılır.

Ruhsat verilmesini takiben yapılacak kontrol ve denetimlerde,Yönetmelikte belirtilen kriterlere aykırı beyan ve durumun tespiti halinde, iş yerine bir defaya mahsus olmak üzere onbeş günlük süre verilir. Verilen süre içinde noksanlık ve aykırılıklar giderilmediği takdirde verilmiş olan ruhsat, yetkili idare tarafından iptal edilerek iş yeri kapatılır ve ilgililer hakkında ruhsat vermeye yetkili idareler tarafından ayrıca yasal işlem yapılır.

İkinci sınıf gayrisıhhi müesseselerden yakıcı, parlayıcı, patlayıcı ve tehlikeli maddelerle çalışılan işlerle oksijen LPG dolum ve depoları, bunlara ait dağıtım merkezleri, perakende satış yerleri, akaryakıt ile sıvılaştırılmış petrol gazı, sıvılaştırılmış doğal gaz ve sıkıştırılmış doğalgaz istasyonları ve benzeri yerlere müsaade verilmezden evvel civarında ikamet edenlerin sıhhat ve istirahatleri üzerine gerek tesisatları ve gerekse vaziyetleri itibarıyla bir zarar vermeyeceğine kanaat oluşturulması için yetkili idarelerce inceleme yapılması zorunludur. Bu müesseselerin etrafında yetkili idareler tarafından belirlenecek mesafede sağlık koruma bandı bırakılması mecburidir. Söz konusu yerlerin üçüncü sınıf gayrisıhhî müessese olarak açılması durumunda ise sıhhi nezarete tabi tutulması yeterlidir.

Umuma açık istirahat ve eğlence yerleri: Umuma açık istirahat ve eğlence yeri açmak ve işletmek isteyen gerçek ve tüzel kişiler Örnek-1’de yer alan başvuru ve beyan formu ile yetkili idareye başvurur.

Umuma açık istirahat ve eğlence yerinin açılması ve faaliyette bulunmasına belediye sınırları ve mücavir alan sınırları içinde belediye, bu alanlar dışında il özel idaresi tarafından izin verilir.

İl özel idaresi ve belediyeler, umuma açık istirahat ve eğlence yeri ruhsatını vermeden önce kolluk kuvvetinin görüşünü alır.

Yetkili kolluk kuvveti, açılacak yerin genel güvenlik ve asayişin korunması açısından kolaylıkla kontrol edilebilecek bir yerde ve konumda olup olmadığını dikkate alarak, işyeri hakkındaki görüşünü mülki idare amiri vasıtasıyla yedi gün içinde bildirir.

Umuma açık istirahat ve eğlence yeri açılması hususundaki başvurular yetkili idareler tarafından bir ay içinde sonuçlandırılır.

Meyhane, kahvehane, kıraathane, bar, elektronik oyun merkezleri gibi umuma açık yerler ile açık alkollü içki satılan yerlerin, resmi ve özel okul binalarından ve ilk ve orta öğretim öğrencilerinin barındığı öğrenci yurtları ile anaokullarından, kapıdan kapıya en az yüz metre uzaklıkta bulunması zorunludur. Özel eğitime muhtaç bireylerin devam ettikleri öğretim kurumları ile okullar dışındaki diğer özel öğretim kurumları için bu zorunluluk aranmaz. Ancak söz konusu özel öğretim kurumlarıyla yukarıda belirtilen türdeki işyerleri aynı binada bulunamaz.

Turizmin yoğun olduğu yörelerdeki okulların tatil olduğu dönemlerde yukarıda belirtilen iş yerleri ile okullar arasında yüz metre şartı aranmaz.

Sabit veya seyyar olarak kullanılan kara, deniz, hava ve her çeşit taşıma araçlarının umuma açık istirahat ve eğlence yeri olarak kullanılmasının istenmesi halinde, deniz araçları için bağlı olduğu veya bulunduğu liman başkanlığının, diğerleri için ilgili kurum ve kuruluşların uygun görüşü alınır.

İzin almadan açılan umuma açık istirahat ve eğlence yerleri, yetkili idarelerin ilgili birimleri tarafından sebebi bir tutanakla belirlenmek ve mühürlenmek suretiyle re’sen kapatılır.

Kollukça, izin almadan açıldığı tespit edilen umuma açık istirahat ve eğlence yerleri düzenlenecek bir tutanakla kapatılmak üzere yetkili idareye bildirilir. Yetkili idare yapılan bildirim üzerine izin almadan açılan yeri kapatarak en geç üç gün içinde kolluğa bilgi verir.

 4-) Sağlık koruma bandı nedir?

İş yerinin etrafında bırakılması gereken iskan dışı alanı ifade etmektedir.

 5-) Hangi işletmelerde sağlık koruma bandı bırakılması zorunludur?

Sanayi bölgesi, organize sanayi bölgesi ve endüstri bölgeleri ile bu bölgeler dışında kurulacak birinci sınıf gayrisıhhi müesseselerin etrafında, sağlık koruma bandı konulması mecburidir. Sağlık koruma bandı mülkiyet sınırları dışında belirlenemez ve bu alan içinde mesken veya insan ikametine mahsus yapılaşmaya izin verilmez.

İkinci sınıf gayrisıhhi müesseselerden yakıcı, parlayıcı, patlayıcı ve tehlikeli maddelerle çalışılan işlerle oksijen LPG dolum ve depoları, bunlara ait dağıtım merkezleri, perakende satış yerleri,  akaryakıt ile sıvılaştırılmış petrol gazı, sıvılaştırılmış doğal gaz ve sıkıştırılmış doğalgaz istasyonları ve benzeri yerlere müsaade verilmezden evvel civarında ikamet edenlerin sıhhat ve istirahatleri üzerine gerek tesisatları ve gerekse vaziyetleri itibarıyla bir zarar vermeyeceğine kanaat oluşturulması için yetkili idarelerce inceleme yapılması zorunludur. Bu müesseselerin etrafında yetkili idareler tarafından belirlenecek mesafede sağlık koruma bandı bırakılması mecburidir. Söz konusu yerlerin üçüncü sınıf gayrisıhhi müessese olarak açılması durumunda ise, sıhhi nezarete tabi tutulması yeterlidir.

 6-) Deneme izni nedir?

Birinci sınıf gayrisıhhi müesseselerde onaylı projelerine göre yapılan müessesenin, planlanan şekilde çalışıp çalışmadığının ve doğal kaynakların kirlenmesini önlemek için alınan tedbirlerin yeterli olup olmadığının tespiti için yetkili idarenin izni ve denetimi altında belirli bir süre deneme mahiyetindeki faaliyetlere verilen geçici izni ifade etmektedir.

 7-) Hangi durumlarda deneme izni verilir?

Projesine uygun olarak inşa edilmiş birinci sınıf gayrisıhhi müesseselere yetkili idarenin gerekli görmesi veya iş yeri sahibinin müracaatı halinde, inceleme kurulunun önerisi üzerine yetkili idarenin en üst amiri veya görevlendireceği yetkili tarafından süresi bir yılı geçmemek üzere deneme izni verilebilir. Deneme izni, bu süreçte açılma ve çalışma ruhsatı yerine geçer.

 8-) ÇED Raporu nedir; hangi projeler ÇED’e tabiidir?

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), belirli bir proje veya gelişmenin, çevre üzerindeki önemli etkilerinin belirlendiği bir süreçtir. ÇED Raporu, gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu, çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin çevreye yapabileceği tüm olumsuz etkileri göz önünde bulundurularak, çevre kirlenmesine sebep olabilecek artık ve atıkların ne şekilde zararsız hale getirileceğini ve bu hususta alınacak tedbirleri belirten rapordur.

ÇED Yönetmeliğine göre, ÇED Raporuna tabi kurum, kuruluş ve işletmeler özelliklerine göre iki gruba ayrılmıştır. ÇED Yönetmeliğinin;

a) EK-I listesinde yer alan projeler ile,
b) EK-II listesinde bulunup da, 'ÇED Gereklidir” kararı verilen projeler için ÇED Raporu hazırlanması zorunludur.

Petrol, jeotermal kaynaklar ve maden arama faaliyetleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı dışındadır.

 1-) Yabancıların Türkiye'de gayrimenkul edinimi mümkün müdür?

Yabancıların, statülerine bağlı olarak, gayrimenkul edinmesine ilişkin, Türkiye’ de üç farklı rejim bulunmaktadır. Bunlar:

  1. Yabancı gerçek kişiler tarafından gayrimenkul edinilmesi.
  2. Yabancı şirketler (başka ülkelerde kurulmuş olan şirketler) tarafından gayrimenkul edinilmesi.
  3. Yabancı sermayeli şirketleri (Türkiye’de kurulmuş) tarafından gayrimenkul edinilmesi.

Yabancıların Türkiye'de gayrimenkul edinimi ile ilgili olarak ayrıntılı bilgi için lütfen tıklayınız.

 2-) Türkiye'de yatırım için tahsis edilen özel bölgeler var mıdır?

Türkiye’de yatırımlar için özel olarak tahsis edilen bölgeler bulunmaktadır. Bu bölgeler arasında yer alan organize sanayi bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve endüstri bölgelerine ilişkin yasal düzenlemeler ve mevcut yatırım yeri alternatifleri hakkında detaylı bilgilere aşağıdaki başlıklardan ulaşılabilir.

 

 3-) Tapu kaydı için izlenmesi gereken prosedür nedir? Tapu kaydının süresi ve maliyeti ne kadardır?

Tapu kaydı sürecinde izlenmesi gereken prosedüre yönelik bilgiler aşağıda yer almaktadır.

İlgili Kuruluş

Tapu Müdürlüğü

Süre (gün)

1-6 gün

Maliyet

209 YTL+ alıcıdan %1,5 ve satıcıdan %1,5 ödenen harçlar olmak üzere toplam taşınmazın %3 değeri (beyan edilen değer veya vergi değerinden hangisi yüksekse)

İstenen Belgeler

  • Başvuru formu,
  • İmza sirküleri,
  • Noter onaylı nüfuz cüzdanı suretleri (yabancılar için pasaport),
  • İmza yetkisine ilişkin yönetim kurulu kararı,
  • Gayrimenkule tasarruf belgeleri veya özel vekaletnameler,
  • Fotoğraf (2’şer adet),
  • Zorunlu deprem sigortası poliçesi,
  • Şirketlerin vergi levhaları,
  • Banka dekontu,
  • Tapu kaydı fotokopisi veya tapu kaydına ilişkin bilgi.

Açıklamalar

Taraflar (alıcı ve satıcı şirketler) noterde imza sirküleri çıkarırlar. İmza sirküleri çıkarırken tarafların noter onaylı nüfuz cüzdanı suretleri ve imza yetkisine ilişkin şirket yönetim kurulu kararı (ticaret siciline kaydedilmiş olmalı) gereklidir.

Şirket adına hareket edecek taraflar, gayrımenkul üzerinde şirket adına tasarrufta bulanabileceklerine ilişkin ticaret sicili memurluğundan gayrımenkule tasarruf belgesi veya noter onaylı bir özel vekaletname çıkarır.

05/11/1999 tarihli ve 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname uyarınca, Kararnamede sayılan bazı istisnalar dışında, binalar için zorunlu deprem sigortası yapılmış olmalıdır. Bu çerçevede, devri yapılacak gayrımenkul adına poliçe düzenlenmemişse, poliçe düzenlenmeli, mevcut bir poliçe varsa poliçede değişiklik yapılarak devralacak olan kişinin ismi yazılmalıdır. Poliçe bedeli, binanın alanı ve bulunduğu yere göre değişiklik arz etmektedir. Bahsi geçen Kararnamenin 2. maddesinde, zorunlu deprem sigortasının kapsamı olarak “634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar, bu binaların içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler ile doğal afetler nedeniyle Devlet tarafından yaptırılan veya verilen kredi ile yapılan meskenler” öngörülmüş olup, kapsamda yer alan işyeri ve işyerine bağlı arazi zorunlu deprem sigortası kapsamı dışındadır.

Yukarıda sayılan işlemler tamamlanınca, gerekli belgelerle birlikte taraflar ilgili tapu dairesine başvurarak başvuru formunu doldururlar. Tapu dairesi görevlileri tapu harcını ve kayıt ücretini hesaplayarak, hesaplanan tutarın bankaya yatırılmasını ister ve kaydın yapılarak işlemlerin sonuçlanması için taraflara randevu verir. Taraflar hesaplanan tutarı, tapu müdürlüğü hesabına yatırarak banka dekontu ile randevu verilen günde tapu müdürlüğüne giderek tapu kaydı işlemi yapılır.

 1-) Türk vergi sistemi konularına göre kaça ayrılmaktadır?

Türk vergi sisteminin şu şekilde sınıflandırılması mümkün bulunmaktadır.

I-    Gelir üzerinden alınan vergiler

  • Gelir vergisi
  • Kurumlar vergisi

II-   Harcamalar üzeriden alınan vergiler

  • Katma değer vergisi
  • Özel tüketim vergisi
  • Banka ve sigorta muameleleri vergisi

III-  Servet üzerinden alınan vergiler

  • Emlak vergisi
  • Veraset ve intikal vergisi
  • Motorlu taşıtlar vergisi
 2-) Gelir Vergisi mükellefleri kimlerdir?

Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Türkiye'de yerleşmiş olanlar ile resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye'de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup, adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları, tam mükellef olarak Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilmektedirler.

İkametgahı Türkiye'de bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar Türkiye'de yerleşmiş kabul edilir. Ancak, belli ve geçici görev veya iş için Türkiye'ye gelen iş, ilim ve fen adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve yayın muhabirleri ile durumları bunlara benzeyenler ile tahsil, tedavi veya istirahat maksadı ile gelenler ile tutukluluk, hükümlülük veya hastalık gibi elde olmayan sebeplerle Türkiye’de alıkonulmuş veya kalmış olanlar Türkiye’de altı aydan fazla kalsalar dahi tam mükellef sayılmamaktadırlar.

 3-) Kurumlar Vergisi mükellefleri kimlerdir?

Kurumlar vergisi mükellefleri, yurt dışında elde ettikleri kazançların Türkiye'de vergilendirilip vergilendirilmemesi bakımından tam ve dar mükellef olarak ikiye ayrılmaktadır.  Buna göre;

Kanuni veya iş merkezleri Türkiye'de bulunan kurumlar tam mükellef sayılırlar ve gerek Türkiye’de gerekse yabancı ülkelerde elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilirler.

Kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayan kurumlar dar mükellef sayılırlar ve yalnızca Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.

Türkiye’de kurumlar vergisi mükellefleri; sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler, iş ortaklıkları ve aynı nitelikteki yabancı kurumlardır. Bunlardan uygulamada en çok rastlananlar anonim, limited şirket ve kooperatiflerdir.

 4-) Beyanname verme ve ödeme tarihleri nelerdir?

Beyanname Türü

Beyan Dönemi

Ödeme Tarihi

KDV Beyannamesi Ertesi ayın 24 günü akşamına kadar Beyanname verecekleri ayın 26. günü akşamına kadar
Aylık Muhtasar Beyanname Ertesi ayın 23 günü akşamına kadar Beyanname verecekleri ayın 26. günü akşamına kadar
3 Aylık Muhtasar Beyanname Ocak - Nisan - Temmuz ve Ekim aylarının 23. günü akşamına kadar Beyanname verecekleri ayın 26. günü akşamına kadar
Damga Vergisi Beyannamesi Ertesi ayın 23. günü akşamına kadar Ertesi ayın 26.günü akşamına kadar
Geçici Vergi Beyannamesi (01-03 Dönem) 14 Mayıs akşamına kadar 17 Mayıs akşamına kadar
Geçici Vergi Beyannamesi (04-06 Dönem) 14 Ağustos akşamına kadar 17 Ağustos akşamına kadar
Geçici Vergi Beyannamesi (07-09 Dönem) 14 Kasım akşamına kadar 17 Kasım akşamına kadar
Geçici Vergi Beyannamesi (10-12 Dönem) 14 Şubat akşamına kadar 17 Şubat akşamına kadar
Kurumlar Vergisi Beyannamesi Nisan Ayının 25. günü akşamına kadar Beyannamenin verileceği ayın sonuna kadar
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi (Basit Usul) Şubat Ayı 25. günü akşamına kadar 1.Taksit, şubat ayı sonuna kadar; 2 taksit, Haziran ayı sonuna kadar
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi (Diğer Gelirler) Mart ayının 25.günü akşamına kadar 1.taksit-Mart ayının sonuna kadar, 2.taksit-Temmuz ayı sonuna kadar
Banka ve Sigorta Muamele Vergisi Beyannamesi Ertesi ayın 15. günü akşamına kadar Ertesi ayın 15.günü akşamına kadar
 5-) E-beyanname uygulamasından kimler yararlanmaktadır? Nasıl başvuru yapılır?

Beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesi uygulaması tam otomasyona geçmiş vergi dairelerine verilecek beyannameleri kapsamaktadır. 3568 sayılı Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu uyarınca çıkarılan tebliğlere göre aktif büyüklükleri veya net satış hasılatlarının belli bir tutarın üzerinde olması nedeniyle beyannamelerini meslek mensubuna imzalatmak zorunluluğu bulunmayan mükellefler istemeleri halinde beyannamelerini elektronik ortamda doğrudan kendileri gönderebileceklerdir.

Elektronik beyanname gönderme aracılık yetkisi almak isteyen meslek mensupları Elektronik Beyanname Gönderme Aracılık Yetkisi Talep Formu ve Taahhütnamesini doldurarak bağlı bulundukları vergi dairesine bizzat, tüzel kişilik şeklinde faaliyette bulunanların ise kanuni temsilcilerinin müracaat etmeleri gerekmektedir.


Mükelleflerin ise söz konusu uygulamadan yararlanabilmesi için, bağlı bulundukları vergi dairelerine Elektronik Beyanname Gönderme Talep Formu ve Taahütnamesini doldurarak müracaat etmeleri gerekmektedir.

 6-) Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun getirdiği önemli düzenlemeler nedir?
  • %30 olan Kurumlar Vergisi oranı, 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere %20’ye indirilmiştir. Türkiye’nin yatırım cazibesi bakımından birçok ülke karşısındaki rekabet gücünü büyük ölçüde artırması beklenen yeni düzenlemeyle temel olarak vergi yükünün azaltılması ve kayıt dışına yönelmelerin engellenmesi hedeflenmiştir. Bu oran indirimiyle birlikte kar payı üzerinden alınan vergi dahil toplam vergi yükü yerli yatırımcılar için %44’ten %34’e, yabancı yatırımcılar için %37’den %32’ye inmiş bulunmaktadır. Böylelikle Türkiye, OECD ülkeleri arasında en düşük vergi yüküne sahip ilk 5 ülke arasına girmiştir.
  • Zararlı vergi rekabeti uygulamalarıyla mücadele ve kontrol edilen yabancı kurum kazançlarıyla ilgili vergisel düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda; tam mükellefiyete tabi kurumların yurt dışı faaliyetlerine yönelik vergileme prensipleri titizlikle irdelenmiş, zararlı vergi rekabeti uygulamalarıyla mücadele ve kontrol edilen yabancı şirket kazançları konularında modern vergi kanunlarında yer alan müesseseler sistem kapsamında tesis edilmiştir.
  • Transfer fiyatlandırması uygulamalarına ilişkin olarak OECD rehberinde yer alan prensipler çerçevesinde gerekli yasal düzenleme yapılmıştır. Örtülü sermaye düzenlemeleri de OECD ülkelerindeki uygulamalarla paralel hale getirilmiş olup, konu ile ilgili ikincil mevzuat çalışmaları devam etmektedir.
  • Yurt dışında elde edilerek Türkiye’de vergilendirilen kurum kazançlarından mükerrer vergi alınması önlenmiştir. Yabancı ülkelerde elde edilerek Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlardan mahallinde ödenen kurumlar vergisi ve benzeri vergilerin, Türkiye’de bu kazançlar üzerinden tarh olunan kurumlar vergisinden mahsup edilmesi mekanizması geliştirilmiştir. Yurt dışındaki inşaat ve onarma işleri için ilgili ülke mevzuatı gereğince zorunlu olarak o ülkede kurulan şirketlerin (iştiraklerin) kazançları istisna kapsamına alınmıştır.
 7-) Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarının düzenlenmesindeki amaç nedir?

Gelirin her iki ülkede birden vergilendirilmesini önlemek, Anlaşma kapsamına giren vergilerle ilgili iç mevzuat hükümlerinin yürütülmesi için gerekli bilgi değişiminde bulunmak ve iki ülke arasında Anlaşma konusu olan vergilerle ilgili ortaya çıkabilecek vergi sorunlarını karşılıklı anlaşma yoluyla çözümlemek amaçlanmaktadır. Anlaşmalar, gelir üzerinden alınan vergileri kapsamaktadır.

 8-) Hangi ülkelerle Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması imzalanmıştır?

Bugüne kadar, Türkiye Cumhuriyeti ile 76 ülke arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması imzalanmış olup, bunlardan 69'u yürürlüğe girmiştir. Bunun yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti ile 9 ülke arasında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Türkiye'nin sonuçlandırdığı vergi anlaşmalarının listesine ulaşmak için tıklayınız.

 9-) Yatırımlarda ne tür vergisel teşvikler uygulanmaktadır?

Farklı sektörlerdeki yatırımları teşvik etmek amacı ile farklı birçok alanda vergisel teşvikler sağlanmıştır. Söz konusu teşvikler, Kanunlarına göre aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:

  1. 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Yer Alan Vergisel Teşvikler
  2. 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda Yer Alan Vergisel Teşvikler
  3. 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda Yer Alan Vergisel Teşvikler
  4. 488 Sayılı Damga Vergisi Kanununda Yer Alan Vergisel Teşvikler
  5. 492 Sayılı Harçlar Kanununda Yer Alan Vergisel Teşvikler
  6. 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanununda Yer Alan Vergisel Teşvikler
  7. 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda Yer Alan Vergisel Teşvikler
  8. 5084 Sayılı Yatırımların Ve İstihdamın Teşviki Kanununda Yer Alan Vergisel Teşvikler
  9. 4737 Sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununda Yer Alan Vergisel Teşvikler
  10. 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda Yer Alan Vergisel Teşvikler
  11. 5225 Sayılı Kültür Yatırımlarını Ve Girişimlerini Teşvik Kanunu İle Getirilen Vergisel Teşvikler

Detaylı bilgi için tıklayınız.

 10-) KOBİ’lere KOSGEB tarafından sağlanan teşvikler nelerdir?

Aşağıda KOSGEB tarafından küçük ve orta ölçekli işletmelere verilen destekler yer almaktadır.

  1. Kredi Faiz Destekleri
  2. Bilişim Destekleri
  3. Bölgesel Kalkınma Destekleri
  4. Danışmanlık ve Eğitim Destekleri
  5. Girişimciliği Geliştirme Destekleri
  6. Kalite Geliştirme Destekleri
  7. Pazar Araştırma ve İhracatı Geliştirme Destekleri
  8. Teknoloji Geliştirme ve Yenilik Destekleri
  9. Uluslararası İşbirliği Geliştirme Destekleri

Söz konusu destek programları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

 11-) Yatırımlarda devlet yardımları uygulaması kapsamında hangi yasal düzenlemeler yapılmıştır?

Ekonomi Bakanlığı tarafından verilen teşvik belgesi kapsamında yatırımlara sağlanabilecek destek unsurları şunlardır:

a)Gümrük Vergisi muafiyeti,

b)Katma Değer Vergisi istisnası,

c)Faiz desteği.

Teşvik Belgesi alım süreci ve koşulları ile ilgili olarak bilgi almak için tıklayınız.

 12-) Ar-Ge faaliyetleri için sağlanan teşvikler nelerdir?

  • TÜBİTAK tarafından Ar-Ge faaliyetleri kapsamında sağlanan teşvikler aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir:
  1. Proje Destekleri
  2. Girişim Destekleri
  3. Patent Destekleri
  4. Ulusalararası Bilimsel Yayınları Teşvik Programı (UBYT)
  • TTGV tarafından Ar-Ge faaliyetleri kapsamında sağlanan teşvikler aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir:
  1. Teknoloji Geliştirme Projeleri Desteği
  2. Ticarileştirme Projeleri Desteği
  3. Ortak Teknoloji Geliştirme Proje Desteği

Söz konusu destekler hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

  • Ar-Ge faaliyetlerinin ve yenilikçiliğin yaygınlaştırılmasına yönelik olarak önemli destek unsurlarını kapsayan ve 2008 yılı Nisan ayında yürürlüğe giren 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun (R.G. 12.03.2008/26814) kapsamında, yatırımcılara herhangi bir sektör ya da faaliyet kolu ayrımı yapılmaksızın, teknoloji merkezleri, Ar-Ge merkezleri, Ar-Ge ve yenilik projelerine ilişkin 2023 yılına kadar sağlanması öngörülen Ar-Ge indirimi, gelir vergisi stopajı teşviki, sigorta primi desteği, damga vergisi istisnası, teknogirişim sermayesi desteği gibi çeşitli destek ve teşvikler sağlanmaktadır:

    • Yapılacak Ar-Ge harcamalarının %100'ü yapıldığı yılda ve ayrıca amortisman yoluyla da amortisman süresince vergi matrahından düşülecektir. Böylece Ar-Ge harcamalarının %200’ünün vergi matrahından indirilmesi mümkün olacaktır. 500 ve üzerinde tam zamanlı eş değer Ar-Ge personeli çalıştıran Ar-Ge merkezlerinde o yıl yapılan Ar-Ge  ve yenilik harcamasının bir önceki yıla göre artışının yarısı kurum kazancı veya ticari kazancın tespitinde ayrıca indirim konusu yapılabilecektir.
    • Ar-Ge personeli ücretlerinin doktoralı olanlarda %90’ı, diğerlerinde ise %80’i, gelir vergisinden istisna edilmiştir.
    • Ar-Ge personelinin ücretleri üzerinden hesaplanacak sigorta primi işveren hissesinin yarısı 5 yıl süreyle bütçeden karşılanacaktır. Teknoparklardaki  mevcut vergisel teşviklere ilave olarak buralarda çalışan Ar-Ge personelinin ücretleri üzerinden hesaplanacak sigorta primi işveren hissesinin yarısı da aynı şekilde bütçeden karşılanacaktır.
    • Teknoloji alanında orijinal bir fikri hayata geçirebilecek sermayeye ihtiyaç duyan, örgün öğrenim veren üniversitelerin herhangi bir lisans programından bir yıl içinde mezun olabilecek durumdaki öğrenci, yüksek lisans veya doktora öğrencisi ya da lisans, yüksek lisans veya doktora derecelerinden birini ön başvuru tarihinden en çok beş yıl önce almış kişilere, teminat aranmaksızın 100.000 YTL’ye kadar teknogirişim sermayesi desteği hibe olarak verilecektir. Bu fıkra uyarınca yılı bütçesinde Ar-Ge projelerinin desteklenmesi amacıyla ödeneği bulunan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin tümü tarafından yapılan ödemelerin toplamı, her takvim yılı için 50.000.000 Türk Lirasın geçemez.
    • Bu kanun kapsamındaki her türlü Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile ilgili olarak düzenlenen  kağıtlardan damga vergisi alınmayacaktır.
    • Bu düzenlemeden faydalanamayan mükellefler için, Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi Kanunları uyarınca, % 40 olarak uygulanan Ar-Ge indirimi oranı % 100’e çıkarılmıştır. Böylece kurumlar ile gelir vergisi mükellefleri, Ar-Ge harcamalarının tamamını indirim konusu yapabileceklerdir. 
 13-) İhracata yönelik teşvikler nelerdir?

Ekonomi Bakanlığı, İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği ve İGEME tarafından;

  1. Uluslararası Nitelikteki Yurt İçi İhtisas Fuarlarının Desteklenmesi,
  2. Çevre Maliyetlerinin Desteklenmesi,
  3. Araştırma-Geliştirme (AR-GE) Yardımı,
  4. İstihdam Yardımı,
  5. Yurt Dışı Fuar Katılımlarının Desteklenmesi,
  6. Yurtdışında Ofis-Mağaza Açma, İşletme ve Marka Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi,
  7. Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması, Türk Malı İmajının Yerleştirilmesi ve TURQUALITY®’nin Desteklenmesi,
  8. Pazar Araştırması ve Pazarlama Desteği,
  9. Eğitim ve Danışmanlık Yardımı

kapsamında çeşitli alanlarda destekler sağlanmaktadır. Söz konusu destek kapsamları ve oranları ile ilgili olarak detaylı bilgi için tıklayınız.

 1-) Yatırımcıların ihracatta yaralanabilecekleri devlet yardımları enstrümanları nelerdir?
  • Uluslararası Nitelikteki Yurt İçi İhtisas Fuarlarının Desteklenmesi
  • Çevre Maliyetlerinin Desteklenmesi
  • Araştırma-Geliştirme (AR-GE) Yardımı
  • İstihdam Yardımı
  • Yurt Dışı Fuar Katılımlarının Desteklenmesi
  • Yurtdışında Ofis-Mağaza Açma, İşletme ve Marka Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi
  • Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması, Türk Malı İmajının Yerleştirilmesi ve TURQUALITY®’nin Desteklenmesi
  • Pazar Araştırması ve Pazarlama Desteği
  • Eğitim ve Danışmanlık Yardımı

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

 2-) İhracatta teslim şekilleri nelerdir?
  • Ticari İşletmede Teslim / Ex Works (EXW)
  • Taşıyıcıya Teslim / Free CARRIER (FCA)
  • Gemi Doğrultusunda Teslim / Free Alongside Ship (FAS)
  • Gemi Bordasında Teslim / Free on Board (FOB)
  • Mal Bedeli veya Navlun / Cost and Freight ( CFR)
  • Mal Bedeli, Sigorta ve Navlun / Cost, Insurance and Freight (CIF)
  • Taşıma Ücreti Ödenmiş Olarak Teslim / Carriage Paid To (CPT)
  • Taşıma Ücreti ve Sigorta Ödenmiş Olarak Teslim / Carriage and Insurance Paid To (CIP)
  • Sınırda Teslim / Delivered At Frontier (DAF)
  • Gemide Teslim / Delivered Ex Ship (DES)
  • Rıhtımda Teslim ( Gümrük Vergi ve Harçları Ödenmiş Olarak ) / Delivered Ex Quay (Duty Paid) (DEQ)
  • Gümrük Resmi Ödenmemiş Olarak Teslim / Delivered Duty Unpaid (DDU)
  • Gümrük Resmi Ödenmiş Olarak Teslim / Delivered Duty Paid (DDP)
 3-) İhracatın finansmanında Türk Eximbank’ın rolü nedir?

Türkiye'de ihracatın kurumsallaşmış tek asli teşvik unsuru olan Türk Eximbank, bu amaca yönelik olarak ihracatçıları, ihracata yönelik üretim yapan imalatçıları ve yurt dışında faaliyet gösteren müteahhit ve girişimcileri kısa, orta ve uzun vadeli nakdi ve gayrinakdi kredi, sigorta ve garanti programları ile desteklemektir. Türk Eximbank’ın, gelişmiş birçok ülkenin resmi destekli ihracat kredi kuruluşlarından farklı olarak kredi, garanti ve sigorta işlemlerini aynı çatı altında toplamış olması, ihracatçı firmalara verilen hizmetlerde bir bütünlük oluşturulmasına imkan tanımaktadır.

Türk Eximbank 2007 yılında 3,7 milyar ABD Doları tutarında nakdi kredi desteği ve 4,7 milyar ABD Doları tutarında sigorta/garanti imkanı sağlayarak ihracata toplam 8,4 milyar ABD Doları seviyesinde bir destek vermiştir. Böylece, Banka nakdi ve gayrinakdi destekleri ile ihracatın yaklaşık % 8’ine finansman desteği sağlamıştır.

 4-) Gümrüklerde uygulanan Elektronik Veri Değişimi Sisteminin faydaları nelerdir?

Bir malın siparişinden başlayarak sevkiyatına kadar geçen süreçte yer alan banka ve gümrük işlemleri gibi tüm işlemlerde Elektronik Veri Değişim Sisteminin (EDI) kullanımı mümkündür. Gümrük işlemlerini yapmaya yetkili müşavirleri veya ithalatçı/ihracatçı firma temsilcilerinin beyan bilgilerinin gümrük idaresine belirli bir formatta aktarılmasını sağlayan EDI sayesinde, gümrüklerdeki işlemler basitleşmiş, gümrük beyannamelerinin kontrolü kolaylaşmış ve fiziki kontrol düzeyi azaltılmıştır.

 

 1-) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hangi eser türlerini düzenlemektedir?

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hangi eser türlerini düzenlemektedir?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu fikir ve sanat eserlerini dört grupta düzenlemektedir. Bunlar, sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleridir.

İlim ve edebiyat eserleri herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler, her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları, her nevi rakıslar, yazılı koreografi eserleri, pandomimalar ve buna benzer sözsüz sahne eserleri, bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleridir. Musiki eserleri, her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir.

Güzel sanat eserleri, estetik değere sahip olan; yağlı ve suluboya tablolar; her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi, serigrafi, heykeller, kabartmalar ve oymalar, mimarlık eserleri, el işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları, fotoğrafik eserler ve slaytlar, grafik eserler, karikatür eserleri ve her türlü tiplemelerdir.

Sinema eserleri, her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir. 5846 sayılı Kanun ayrıca bir eserden yararlanmak suretiyle oluşturulan işlenme ve derlemeleri de kapsamaktadır.

 2-) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunan hak sahipleri kimlerdir?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunan hak sahipleri eser sahipleri ile bağlantılı hak sahipleridir. Eser sahibi eseri meydana getiren kişi olarak tanımlanmaktadır. Bağlantılı hak sahipleri ise bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar, seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcıları, filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları ve radyo-televizyon kuruluşlarıdır.

 3-) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunan haklar nelerdir?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu eser sahibinin haklarını mali haklar ve manevi haklar olarak ikiye ayırmaktadır. Mali haklar, işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı işaret, ses, görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı ile pay ve takip hakkıdır. Manevi haklar ise umuma arz, adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını men ve eserin zilyet ve malikinden eserin aslından geçici süreyle yararlanmayı isteme yetkilerinden oluşmaktadır. 5846 sayılı Kanun bağlantılı hak sahiplerinde de bu haklarla bağlantılı çeşitli haklar tanımaktadır.

 4-) Telif hakları koruması ne zaman başlar, ne kadar süre devam eder?

Telif hakları koruması eserin alenileşmesi ile başlar. Mali haklara ilişkin koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden sonra yetmiş yıl devam eder. Eser sahibinin manevi haklarına ilişkin koruma süresi ise eser sahibi yaşadığı müddetçe devam eder, bu haklar belirli şartlar dâhilinde mirasçıları veya mali hak sahipleri tarafından ölümden itibaren yetmiş yıl süreyle kullanılır. Bağlantılı haklar bakımından; icracı sanatçıların hakları icranın tespit edildiği veya aleniyet kazandığı tarihten başlayarak yetmiş yıl süreyle devam eder. Yapımcıların hakları ilk tespitin yapıldığı tarihten başlayarak radyo-televizyon kuruluşlarının hakları ise programın il yayınlandığı tarihten başlayarak yetmiş yıl süreyle devam eder.

 5-) Fikir ve Sanat Eserleri kayıt-tescil edilebilir mi?

Filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları ile seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcıları sinema ve müzik eserlerini içeren yapımlarının kayıt ve tescilini yaptırmakla yükümlüdürler. Eser sahipleri de talep etmeleri halinde eserlerinin kayıt ve tescilini yaptırabilirler. Mali haklar da bu kapsamda kayıt altına alınabilir. Sinema ve müzik eserlerinin kayıt-tescilini içeren zorunlu kayıt-tescil işlemi İstanbul Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğünce, diğer eserlerin kayıt-tescilini içeren isteğe bağlı kayıt-tescil işlemleri ise Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğünce gerekleştirilmektedir. Fikir ve sanat eserlerinin kayıt-tescili işlemi hak kurucu nitelikte bir işlem olmayıp hak sahipliklerinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlanması ve malî haklara ilişkin yararlanma yetkilerinin takip edilmesi amacıyla yapılmaktadır.

 6-) 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca sertifika alması zorunlu işyerleri hangileridir?

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca fikir ve sanat eserlerinin tespit edilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten ve/veya bu materyallerin dolum, çoğaltım ve satışını yapan veya herhangi bir şekilde yayan ve umuma arz eden yerler, Kültür ve Turizm Bakanlığınca ücret mukabili sertifikalandırılmaktadır. Buna göre;

  • Boş taşıyıcı materyalleri üreten veya ithal eden, dağıtan veya satan yerler,
  • Fikir ve sanat eserleri ile bu eserleri içeren yapımların, taşıyıcı materyalleri tespit ederek çoğaltımını yapan dolum tesisleri,
  • Fikir ve sanat eserlerinin çoğaltım, dağıtım veya satışını yapan matbaalar ve yayınevleri,
  • Sinema filmlerinin gösterim ve iletimini yapan salonlar ve benzeri yerler,
  • Fikir ve sanat eserlerinin ve bu eserleri içeren yapımlara ilişkin taşıyıcı materyallerin tespit, satış, dağıtım, ithalat ve pazarlamasını yapan veya bunları kiraya veren yerler, Bakanlıktan yürüttükleri faaliyeti gösterir bir sertifika almak zorundadırlar.
 7-) Patent Nedir, Buluş Nedir?

Bir buluş için başvuru sahibine devlet tarafından verilen bir patent, buluş sahibinin izni olmadan başkalarının buluşu üretmesini, kullanmasını veya satmasını belirli bir süre boyunca engelleme hakkı vermektedir. Patentli bir buluş; tıpkı maddi haklar gibi alınıp, satılabilen, kiralanıp, kiraya verilebilen diğer mallar gibi başvuru sahibinin gayri maddi hak olarak mülkiyeti haline gelir. Patentler alındıkları ülkeler için hak sahipliği doğurur. Türkiye’de alınmış bir patent, sadece Türkiye içinde sahibine hak sağlamaktadır ve patentli ürünleri başkalarının Türkiye’ye ithal etmesi durumunda, hak sahibine ithali durdurma hakkı verir.

Buluş ise tarım dahil sanayideki teknik bir problemin çözümü olarak tanımlanır.

 8-) Daha önce hiç kimsenin aklına gelmemiş bir fikri patent ile koruyabilir miyiz?

Herhangi bir fikrin patent ile korunması söz konusu değildir, sadece sanayiye uygulanabilir yeni fikir ürünleri veya yeni üretim metodları patent ile korunabilmektedir. Bir fikir ürününün patent ile korunabilmesi için o fikir ürününün bir buluş olması gerekmektedir. Buluş, teknik bir probleme teknik bir çözüm getirilmesi veya bir işin gerçekleştirilmesi için önerilen yeni metotlar veya yeni ürünlerdir. Aynı teknik problemin her farklı çözümü farklı bir buluştur. Örneğin, kışın arabanızın buzlanan camlarınının buzlanmasını önlemek için dünyada yeni bir kimsayal ürün veya yeni bir metod kullanıyor iseniz, bu teknik çözümlerin her biri buluştur. Bir buluşun patent ile korunabilmesi için o buluşun dünyada yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerini içeriyor olması gerekmektedir. Buluşlar, faydalı model tescili ile de korunabilmektedir, faydalı model tescilinde buluşların buluş basamağı kriterini sağlaması aranmamaktadır.

Patent başvurusu yapmak için buluş konusu ürünü üretmiş veya uygulamasını yapmış olmanız gerekmemektedir. Ancak, fikir ürününüzle (buluşunuzla) ilgili koruma alabilmeniz için buluş konusunun ilgili olduğu teknik alandaki uzman tarafından, buluşun gerçekleştirilmesini sağlayacak nitelikte açık ve ayrıntılı olarak yazılması, patent konusu olan buluşun tüm özelliklerinin hiçbir şey gizlemeden eksiksiz olarak verilmesi gerekmektedir.

 9-) Patent/Faydalı Model başvurusu için neler gereklidir?

Patent/faydalı model başvurunuzu hazırlamadan önce mutlaka, TPE'nin sitesinden ulaşabileceğiniz 'Patent/Faydalı Model Başvuru Kılavuzunu' dikkatlice okumanız gerekmektedir. Bu kılavuz doğrultusunda hazırlanan başvurular şekli eksiklik aşamasında problemsiz olarak işlem görmektedir. Şekli açıdan eksik bulunan başvurular düzeltilmesi için başvuru sahibine tekrar gönderilmekte ve bu da işlem sürecinin uzamasına yol açmaktadır.

Patent/faydalı model başvurusu için gerekli evraklar şunlardır:

    • Patent/faydalı model başvuru formu (bilgisayarda bir nüsha halide doldurulmalıdır )
    • Buluşun ayrıntılı şekilde açıklandığı tarifname (üç nüsha),
    • Patent korunması istenilen buluşun unsur veya unsurlarını kapsayan istem veya istemler (üç nüsha),
    • Gerekli görülüyorsa teknik resimler (üç nüsha),
    • Buluşu kısaca anlatan 50 ile 100 kelime arasında anlatan özet (üç nüsha),
    • Başvuru ücretinin ödendiğini gösterir dekont aslı.

Patent/Faydalı model başvurunuzu yapmadan önce buluşunuzun dünyada yeni olup olmadığı ve benzer buluşların olup olmadığı konusunda patent veri tabanlarından patent araştırması yapabilirsiniz. Dünya çapında patent araştırmasını ücretsiz olarak yapabileceğiniz sitelerin başında Avrupa Patent Ofisi’ne ait patent veritabanı http://ep.espacenet.com/ gelmektedir. Söz konusu patent veri tabanında İngilizce, Almanca ve Fransızca dilleri başta olmak üzere 81 ülkeye ait yaklaşık 60 milyon patent dokümanı yer almaktadır. Patent araştırması yapmak buluşunuzun tescil edilip edilemeyeceği konusunda fikir sahibi olmanızı sağlayacaktır. Ayrıca, Enstitümüzün elektronik ağ adresinden de http://online.tpe.gov.tr/ Türkiye’de yayınlanmış patentl/faydalı model başvuruları ile ilgili Türkçe araştırma ve dosya takibi işlemlerinizi yapabilirsiniz.

 10-) Patent başvurusunu aracı vekil kullanmadan yapabilir miyiz?

TPE nezdinde yapılan işlemlerde Türkiye'de ikamet etmekte olan gerçek ve tüzel kişiler için vekil kullanma zorunluluğu yoktur. Patent ile ilgili işlemleri başvuru sahipleri bizzat kendileri yapabilecekleri gibi vekil aracılığı ile de yapabilirler. Ancak, konu hakkında bilgi sahibi olmayan gerçek ve tüzel kişilerin yanlış işlemler yaparak muhtemel hak kayıplarına uğramamaları için patent vekili kullanmaları tavsiye edilebilir. TPE nezdindeki işlemlerde atanacak vekillerin TPE tarafından yetkilendirilmiş ve TPE vekil sicilinde kayıtlı vekil olması gerekmektedir.


Türkiye'de ikameti olmayan gerçek ve tüzel kişilerin TPE nezdindeki her türlü işlemlerini vekil aracılığıyla yapmaları zorunludur.

 11-) Patent başvurusu maliyeti ne kadardır?

Buluşlar, patent (20 yıllık) veya faydalı model (10 yıllık koruma) ile korunmaktadır. Patent koruması da kendi içerisinde incelemeli (20 yıllık koruma) ve incelemesiz patent (7 yıllık koruma) olarak ikiye ayrılmaktadır.

Patentler için net bir maliyet vermek mümkün değildir. Başvurudan belge aşamasına kadar ödenecek ücretler çeşitlilik göstermekte ve daha sonraki 20 yıllık koruma süresi boyunca ödenecek yıllık ücretler her yıl yeniden düzenlenmektedir. Bu aşamada TPE internet sitesinde ve başvuru kılavuzlarında yayınlanan ücret tablolarından bilgi alınabilir. Ayrıca yurt dışında koruma elde etmek için yapılan başvurular için de farklı ücretler söz konusudur. Ödenecek ücretler koruma talep edilecek her ülke için farklılık gösterir. Ayrıca 23 Ağustos 2006 tarihinden sonra yapılmış başvurular için TÜBİTAK teşviklerinden faydalanılması da sözkonusudur.

 

TÜBİTAK, incelemeli patent başvurularında bulunacak gerçek veya tüzel başvuru sahiplerine yapılacak patent masraflarının karşılanması amacıyla geri ödemesiz 3.000 YTL. maddi destek sağlamaktadır. Ayrıca, patent başvurusunun patent vekili ile yapılması durumunda patent vekil masrafları için de 450 YTL maddi destek sağlamaktadır. Söz konusu destek patent başvuru masraflarının tamamını karşılamaktadır. TÜBİTAK teşvikinden nasıl yararlanılacağına ilişkin detaylı bilgi TPE websitesinde patent teşvikleri kısmında http://www.tpe.gov.tr/portal/default2.jsp?sayfa=110 yer almaktadır. Söz konusu destekten incelemesiz patent başvurusu veya faydalı model başvurusu yapanlar yararlanamamaktadır.

Patent ve faydalı model başvuru ücreti (rüçhansız başvuru) 25 YTL’dir. Patent ve faydalı model başvuruları için ayrıca koruma süresi boyunca her yıl yıllık ücretlerin ve başvurunun tescil edilmesi durumunda tescil ücretinin de ödenmesi gerekmektedir.

Bir faydalı model başvurusu tescil edilinceye kadar yapılacak masraflar 455 YTL (başvuru ücreti+2. yıl ücreti+tescil ücreti)’dir.

Patent başvurusu yapılması durumunda ise buluşunuzla ilgili dünyada teknolojinin geldiği son durumu gösteren patent araştırmasının yapılarak patent araştırma ücretinin ödenmesi gerekmektedir. Patent araştırması Türk Patent Enstitüsü’ndeki uzmanlar (470 YTL) veya anlaşmalı olduğumuz diğer ofisler Rusya (354 $+150 YTL), Avusturya Patent Ofisi (944 €+150 YTL), Danimarka (1062 € veya 1298 €+150 YTL), Avrupa Patent Ofisi (2131 € + 150 YTL) ve İsveç (2608 € + 150 YTL) tarafından yapılabilmektedir. Başvuru sahibi patent araştırması için dilediği ofisi seçmekte serbesttir. Ancak, buluş konusu ürün patent araştırması yapılamayacak derecede basit değil ise başvuru sahibi Türk Patent Enstitüsü’nde patent araştırmasını tercih edememekte, anlaşmalı olduğumuz ofislerden birisini seçmesi gerekmektedir. Patent araştırmasının Türkiye’de veya Rusya’da yapılmasının tercih edilmesi durumunda incelemesiz patent tescili için yapılacak masraflar ortalama 1.000 YTL’yi (başvuru ücreti+2. yıl ücreti+araştırma+tescil ücreti) bulmaktadır. Paten başvurusu tescil edildikten sonra koruma süresi boyunca diğer yıllık ücretlerin de ödenmesi gerekmektedir. .

İncelemeli patent başvurusu yapılması durumunda patent araştırmasından sonra patent inceleme ücretinin ödenmesi gerekmektedir. Patent incelemesinin Türk Patent Enstitüsü’nde yapılması durumunda 360 YTL, diğer ofislerin tercih edilmesi durumunda Rusya’da (236 $ + 150 YTL), Avusturya’da 472 € + 150 YTL.), Danimarka’da (708 € + 150 YTL.), İsveç’te (1228 € + 150 YTL) ödenmesi gerekmektedir. Patent incelemesinin Türk Patent Enstitüsü veya Rusya Patent Ofisi’nde yapılması durumunda incelemeli patent başvurusu tescil edilinceye kadar yapılacak masraflar ortalama 1.700 YTL’yi (başvuru+2. ve 3. yıl ücreti+araştırma +inceleme+tescil ücreti) bulmaktadır. TÜBİTAK incelemeli patent başvurusu yapılması durumunda 3.000 YTL’ye kadar yapılacak patent masraflarının tamamını karşılamaktadır. Patent tescil edildikten sonra kalan diğer yıllık ücretlerin bir kısmı içinde TÜBİTAK desteğinin kalan kısmından yararlanılabilmektedir.

Patentler için net bir maliyet vermek mümkün değildir. Başvurudan belge aşamasına kadar ödenecek ücretler çeşitlilik göstermekte ve daha sonraki 20 yıllık koruma süresi boyunca ödenecek yıllık ücretler her yıl yeniden düzenlenmektedir. Ayrıca yurt dışında koruma elde etmek için yapılan başvurular için de farklı ücretler söz konusudur. Ödenecek ücretler koruma talep edilecek her ülke için farklılık gösterir. ( Ücretler hakkında ayrıntılı bilgi almak için lütfen tıklayınız).

 12-) Patent tescil süresi ne kadardır?

Buluşlar patent veya faydalı model (10 yıllık koruma) ile korunmaktadır. Patent koruması da kendi içerisinde incelemeli (20 yıllık koruma) ve incelemesiz patent (7 yıllık koruma) olarak ikiye ayrılmaktadır. Faydalı model başvurusunun tescil edilme süresi erken yayın talebinde bulunulması durumunda ortalama 8 aydır. Erken yayın taledinde bulunulmaması durumunda tescil süresi 2 yılı bulmaktadır. Başvuru sahibi tarafından patent araştırma ve inceleme taleplerinin erken yapılmasına bağlı olarak incelemesiz patent başvurusunun tescil edilme süresi ise ortalama 1.5–2 yıl ve incelemeli patent başvurusunun tescil edilme süresi ise ortalama 2-3 yıldır.

 13-) Buluşumun dünyada yeni olup olmadığını, aynı veya benzer buluşların mevcut olup olmadığını nasıl araştırabilirim?

TPE elektronik ağ adresinden Türkiye’de yayınlanmış patent/faydalı model başvuruları ile ilgili Türkçe araştırma yapılabilmektedir. Ancak, bir buluşun dünyada yeni olup olmadığını araştırmak için dünya çapında patent araştırma yapılması gerekmektedir. Dünya çapında patent araştırmasının ücretsiz yapabileceği sitelerin başında Avrupa Patent Ofisi’ne ait patent veritabanı gelmektedir. Söz konusu patent veritabanında İngilizce, Almanca ve Fransızca dilleri başta olmak üzere 81 ülkeye ait yaklaşık 60 milyon patent dokümanı yer almaktadır. Avrupa Patent Ofisi’nde patent veritabanında yapılacak patent araştırması neticesinde elde edeceğiniz İngilizce patent dokümanlarını patent veritabanını kullanarak Almanca, Fransızca veya İspanyolca dillerine çevirebilirsiniz. Almanca yapılmış patent başvurularının da İngilizceye çevrilebilmesi mümkündür. Anahtar kelimeler ile yaptığınız patent araştırması neticesinde 500’den fazla patent başvurusu sonucu elde etmeniz durumunda en son tarihli 500 patent başvurusu görüntülenebilmektedir. Bu sebepten yapacağınız araştırmalarda genel olmayan daha spesifik anahtar kelimelerin seçilmesine dikkat edilmesi gerekmektedir. Avrupa Patent Ofisi’nin patent veritabanı dışında, Uluslararası PCT başvurularının yer aldığı WIPO’ya ait veritabanı, Amerikan patent başvurularının yer aldığı Amerikan Patent ve Marka Ofisi’ne ait patent veritabanı ve yine Amerikan Patent başvurularının yer aldığı Google Patent Veritabanı mevcuttur.

 14-) Yurt dışında veya Türkiye’de gördüğüm bir ürünü Türkiye’de üretmek istiyorum söz konusu ürünün patent koruması olup olmadığını nasıl öğrenebilirim?

Herhangi bir ürünün Türkiye’de patent koruması olup olmadığı TPE elektronik ağ adresinde yer alan http://online.tpe.gov.tr/ “Online İşlemler” kısmından patent ve faydalı model araştırması yapılarak öğrenilebilir. Patent veritabanında yayınlanmış olan tüm patent/faydalı model başvuruları ve tescilleri yer almaktadır. Yayınlanmış patent/faydalı model başvurularının tescil edilip edilmediğini veya geçerli olup olmadığını başvuruların dosya durumlarını inceleyerek görebilirsiniz.

 15-) Yurt dışında patenti alınmış; ancak, Türkiye’de patent başvurusu/tescili olmayan bir ürünün Türkiye'de üretilmesi mümkün müdür?

Yurt dışında patenti alınmış; ancak, Türkiye’de patent başvurusu/tescili yapılmamış patentli bir ürünün Türkiye'de üretilmesinde veya satılmasında yasal olarak herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.

 16-) Yurt dışında üretilen; ancak, Türkiye’de üretilmeyen bir ürün ile ilgili Türkiye’de koruma alabilir miyim?

Bir buluşun patent koruması alabilmesi için patentlenebilirlik kriterlerinden olan dünyada yenilik kriterini sağlaması gerekmektedir. Bir buluş daha önce dünyada kullanılıyorsa yazılı, sözlü veya herhangi bir yolla topluma açıklanmışsa yenilik kriterinden yoksun demektir. Dünyada yeni olmayan bir buluş için Türkiye’de veya bir başka ülkede patent/faydalı model koruması alamazsınız. Buluşunuz yeni olmadığı halde patent/faydalı model belgesi almış iseniz, 3. kişilerin mahkemeye başvurup buluşunuzun dünyada yeni olmadığını ispatlamaları durumunda almış olduğunuz belge hükümsüz kılınmaktadır.

 17-) Patent aldığımda, bütün dünyada koruma elde etmiş olur muyum?

Patent korumaları ulusaldır, sadece patent başvurusunun ve tescilinin yapıldığı ülkelerde koruma sağlamaktadır. Herhangi bir ülkede patent koruması talep edilebilmesi için, o ülkeye patent başvurusunun yapılması ve ulusal mevzuatın gereklerinin yerine getirilmesi gerekmektedir.

Yurt dışında birçok ülkede patent başvurusu yapabilmeyi sağlayan ve işlemleri standartlaştırıp kolaylaştıran uluslararası anlaşmalar bulunmaktadır. PCT (Patent İşbirliği Anlaşması) dünya üzerindeki ülkerin hemen hemen tamamını, EPC(Avrupa Patent Sözleşmesi) Avrupa sathında otuzun üzerinde ülkede patent koruması elde etmeye yönelik kolaylaştırılmış düzenleme getiren sistemlerdir.

 18-) Türkiye’de yapılan bir patent başvurusu, yurt dışında nasıl korunabilir?

Türkiye’de yapılan bir patent başvurusu tescil edildiği takdirde sadece Türkiye’de koruma sağlamaktadır. Yurt dışında herhangi bir ülkede patent koruması talep edilebilmesi için o ülkeye patent başvurusunun yapılması ve o ülkenin ulusal mevzuatının gereklerinin yerine getirilmesi gerekmektedir. Yabancı ülkelerde patent koruması elde edebilmek için ya o ülkelere tek tek ulusal patent başvurusu veya uluslararası PCT başvurusu ya da Avrupa Patenti başvurusunda bulunulması gerekmektedir.

Türkiye’ye patent/faydalı model başvurusu yaptıysanız, bu yapmış olduğunuz patent başvurunuzun başvuru tarihinden itibaren 12 ay içerisinde rüçhan (öncelik) hakkınızı kullanarak koruma talep etmeyi düşündüğünüz diğer ülkelere de patent başvurusunda bulunmanız gerekmektedir.

Oniki aylık rüçhan hakkı süresi içerisinde her bir ülkeye tek tek ulusal patent başvurusunun yapılması ve başvuru işlemlerinin ayrı ayrı yürütülmesi oldukça zahmetli ve masraflıdır. Yurt dışında patent başvurusu yapacağınız ülke sayısı 3’den fazla ise tek tek ulusal başvuru yapmak yerine Uluslararası PCT başvuru sistemi veya Avrupa Patent başvurusu sisteminin tercih edilmesi daha avantajlıdır. Uluslararası PCT Başvurusu sisteminin tercih edilmesi durumunda Türkiye’ye veya herhangi bir ülkeye ilk patent başvurunuzu yaptıktan sonra, diğer ülkelerde ulusal patent başvurusu yapmak için 30 ay veya 33 aylık bir süreniz (ülkelerin tercihlerine göre değişmektedir) bulunmaktadır. Uluslararası PCT başvurusunun bir diğer avantajı da patent koruması talep edeceğiniz ülkelere başvurmadan önce buluşunuzla ilgili dünyada teknolojinin geldiği seviyeyi gösteren patent araştırmasının yapılmasıdır. Patent araştırması sonucunda buluşunuzla ilgili bulunan benzer dokümanlar araştırma raporu ekinde gönderilerek buluşunun yeni olup olmadığı konusunda fikir sahibi olmanız sağlanmaktadır. Başvuru sahibi patent araştırmasından sonra isterse buluşunun patentlenebilirlik kriterlerini sağlayıp sağlamadığına ilişkin patent incelemesi yapılması talebinde de bulunabilmektedir. Böylece tek tek ulusal patent başvurusu yapıp; başvuru, tercüme ve vekil ücreti masraflarını yapmadan önce buluşunu değerlendirme, pazar araştırması yapma ve koruma talep edeceği ülkeleri belirleme fırsatı elde etmiş olmaktadır.

Patent başvurusu yapmayı düşündüğünüz ülkelerin tamamı Avrupa ülkesi ise PCT başvurusu yerine Avrupa Patenti başvurusunda bulunup, Türkiye dahil Avrupa Patent Ofisi’ne üye 33 Avrupa ülkesinde geçerli Avrupa patent sistemini tercih etmeniz daha avantajlıdır.

Patent başvurusunu yapmayı düşündüğünüz ülkelerin bazıları Avrupa bazıları da Avrupa dışındaki ülkeler ise söz konusu ülkeler için PCT başvurusunda bulunabilir ve Avrupa ülkeleri için PCT prosedürü içerisinde yer alan Avrupa Patenti Başvurusunu tercih edebilirsiniz.

 19-) Patent almak pahalı mıdır? Patent başvurusu harcamaları için nerelerden destek alabilirim?

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Türk Patent Enstitüsü (TPE) arasında imzalanan “Patent Teşvikleri Protokolü” çerçevesinde gerçek veya tüzel kişilerin yapmış oldukları incelemeli patent veya uluslararası patent başvuruları için (PCT) TÜBİTAK tarafından 3.000 YTL. geri ödemesiz destek verilmektedir. Ayrıca, patent başvurularının patent vekili aracılığıyla yapılması durumunda patent vekillerine yapılacak ödemenin de 450 YTL’si TÜBİTAK tarafından karşılanmaktadır. Söz konusu destekten incelemesiz patent başvurusu veya faydalı model başvurusu yapanlar yararlanamamaktadır.

KOSGEB de patent/faydalı model başvurularının tescil edilmesi durumunda başvuru sahibinin işletme olması koşuluyla, yurt içinden alınacak patent belgesi için üst limit 6.000 YTL, yurtdışından alınacak patent belgesi için üst limit 10.000 YTL. kadar destek vermektedir.

Söz konusu destekler hakkında ayrıntılı bilgi almak için lütfen tıklayınız.

 20-) TÜBİTAK’ın patent başvuru masraflarının karşılanması desteğinden nasıl yararlanabilirim?

TÜBİTAK’ın patent başvuru masraflarının karşılanması desteğinden yararlanabilmek için öncelikle Türk Patent Enstitüsü’ne patent başvurunuzu yapmanız ve patent başvuru ücretini (25 YTL) yatırmanız gerekmektedir. Patent başvurunuzu TPE'ye yaptıktan sonra, patent başvurunuz şekli olarak incelenmekte ve başvurunuzda eksiklik olup olmadığı size bildirilmektedir. Eğer eksiklik varsa bu eksikliklerin düzeltilmesi istenmektedir, eksiklik yok ise veya giderilmiş ise şekli eksikliğin olmadığına ilişkin yazı gönderilmektedir. Patent başvurunuzda şekli eksiklik olmadığına dair yazımız elinize ulaştıktan sonra, bu evrakla birlikte, TÜBİTAK teşvik formunu doldurarak, taahhütname ve kurum adına başvuruyorsanız imza sirkülerini ekleyip TÜBİTAK’a göndermeniz gerekmektedir. TÜBİTAK söz konusu başvuruları bir Kurul eşliğinde değerlendirip başvurunun destekten yararlanıp yararlanamayacağı konusunda karar vermektedir. Destekten yararlanacak başvuru sahiplerinin her patent işlemi (araştırma, inceleme, yıllık ücretler) ile ilgili doldurduğu işlem formlarında, patent başvurusunun TÜBİTAK destekli olduğunu belirtmesi gerekmektedir. Yapılacak masraflarlarla ilgili destekler TÜBİTAK tarafından doğrudan TPE’nin hesabına yatırılmaktadır.

 21-) Patent ile faydalı model belgesi arasındaki fark nedir?

Türkiye’de buluşlar patent veya faydalı model belgesi ile korunmaktadırlar. Patent tescilinde koruma süresi 20 yıl iken, faydalı model tescilinde koruma süresi 10 yıldır.

Patent belgesi, herhangi bir madde, metod veya prosedür ile ilgili “dünyada yenilik”, “buluş basamağı” (tekniğin bilinen durumunun aşılması) ve “sanayiye uygulanabilirlik” kriterlerini sağlayan buluşlar için verilirken, faydalı model belgesi usuller ve bu usuller sonucunda elde edilen ürünler ve kimyasal maddeler hariç patente konu olabilecek teknik gelişmeye sahip “dünyada yenilik” ve “sanayiye uygulanabilirlik” kriterlerini sağlayan nispeten daha küçük yenilikler için verilmektedir Faydalı model başvurusunun tescilinde patent başvurusunun tescilinde aranan buluş basamağı kriteri aranmamaktadır. Faydalı model başvuruları, patent başvurularına göre çok daha kısa sürede tescil edilmektedir. Faydalı model belgesi en erken 8 ayda tescil edilirken, patent başvurusunun tescili ortalama 1.5-2 seneyi bulmaktadır.

Bir buluş için patent ya da faydalı model başvuru sistemlerinden hangisinin seçileceğine başvuru sahibi kendisi karar vermektedir. Faydalı model başvurusu için dikkat edilecek en önemli husus, yeni olmayan ürünler için başvuru yapılmaması gerektiğidir. Yeni olmayan ürünler için başvuru yapılıp faydalı model belgesi alınsa dahi, ürünün yeni olmadığının üçüncü kişilerce ispat edilmesi durumunda, mahkeme yolu ile faydalı model belgesi iptal edilebilmektedir.

Faydalı model başvurusunun tescili patent başvurusunun tesciline kıyasla daha az maliyetlidir. Ancak, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Türk Patent Enstitüsü (TPE) arasında imzalanan “Patent Teşvikleri Protokolü” çerçevesinde gerçek veya tüzel kişilerin yapmış oldukları incelemeli patent veya uluslararası patent başvuruları için (PCT) TÜBİTAK tarafından 3.000 YTL. geri ödemesiz destek verilmektedir. Ayrıca, patent başvurularının patent vekili aracılığıyla yapılması durumunda patent vekillerine yapılacak ödemenin de 450 YTL’si TÜBİTAK tarafından karşılanmaktadır. TÜBİTAK’ın desteğinden yararlanılması durumunda patent başvurusunun tescilinde başvuru ücreti (25 YTL) hariç hiçbir masraf yapılmamakta ve faydalı model tesciline göre çok daha az maliyetli olmaktadır. Söz konusu destekten incelemesiz patent başvurusu veya faydalı model başvurusu yapanlar yararlanamamaktadır.

 22-) Patentli bir üründe ne kadar değişiklik yapılırsa ihlale girmez veya yeni bir patent alınabilir?

Patentli bir üründe ölçü veya şekil değişikliği gibi teknik özelliğe etkisi olmayan faktörlerin değiştirilmesinin herhangi bir önemi yoktur, bu tarz değişiklikler patent ihlali kapsamında değerlendirilmektedir. Aynı teknik problemler, aynı teknik özellikler kullanılarak çözülüyor ise patent ihlali söz konusudur Ancak, aynı teknik problemlerim her farklı yeni teknik çözümü buluş olarak nitelendirilir ve patent alınarak korunabilir.

 23-) Patentli bir üründe patentli olduğuna dair işaret bulunmak zorunda mıdır?

Patentli bir üründe patentli olduğuna dair işaretin bulunması zorunlu değildir.

 24-) Buluşumu patent başvurusu yapmadan herhangi bir katalogda, konferansta veya bilimsel bir makalede açıklamamda sakınca var mıdır?

551 sayılı KHK’nın 8. maddesine göre başvuru sahipleri buluşları ile ilgili başvuru tarihinden önceki oniki ay içinde veya rüçhan hakkı talep edilmiş ise rüçhan hakkı tarihinden önceki oniki ay içinde herhangi bir açıklama yapmış ise, yapılan açıklamaların buluşa patent verilmesini engellemeyeceği belirtilmektedir. Oniki ayık sürenin dışında yapılan açıklamalar ise buluşun yeniliğini ortadan kaldırmaktadır. Başvuru sahibi tarafından oniki aylık süre içerisinde yapılan açıklamalar buluşa patent verilmesini engellememekle birlikte, yapılan açıklamalar neticesinde 3. kişiler sizden önce patent başvurusunda bulunursa, Enstitü nezdinde patent isteme hakkının size ait olduğunu iddia etme hakkınız bulunmamaktadır. Mahkemeye başvurup dava açmanız ve ispat etmeniz gerekmektedir. Bu sebepten buluşunuzla ilgili açıklama yapmadan önce patent başvurusu yapmanız mağdur olmanızı engellemektedir.

 25-) Patent koruması ne zaman başlar?

Patent başvurusu yaptığınız andan itibaren başvuru ile ilgili haklarınız doğar ve buluşunuz korunmaya başlar. Bu haklarınızı 3. kişilere karşı kullanabilmek için, başvurunuzun yayınlanması veya noter aracılığı ile 3. kişilere ihtarname çekilerek başvurunuzdan haberdar edilmesi gerekmektedir. Mahkeme patent başvurusu tescil edilinceye kadar herhangi bir hukuki veya cezai yaptırım uygulamamaktadır. Patent başvurunuz tescil edildikten sonra patent haklarınızı ihlal eden kişiler maddi ve manevi tazminat cezalarına çarptırılmaktadır.

 26-) Gümrüklerde taklit ürünlere el konulması prosedürü nasıl uygulanmaktadır?

4458 sayılı Gümrük Kanununun 57. maddesi gereğince; Türkiye’de koruma altında bulunan patent/faydalı model ürünleri ile ilgili şikayet olması durumunda söz konusu mallara Gümrük memurları tarafından gümrükte el konulmasına izin verilmektedir. El konulma işleminden sonra 10 gün içerisinde mahkeme kararı veya ihtiyati tedbir kararı alınmadığı takdirde, ürünler serbest bırakılmakta ve gümrük işlemleri devam etmektedir. Ayrıca, henüz gümrüğe gelmemiş bir ürün ile ilgili de el konulması talebinde bulunulabilmektedir. Gümrüğe gelmemiş bir eşya ile ilgili olarak hak sahibi başvuru dilekçesinde, gümrük idaresinin harekete geçmesini istediği sürenin uzunluğunu tam olarak belirtmesi gerekmektedir. Ancak, bu süresin otuz günü geçmemesi gerekmektedir. Sürenin başlangıcında başvuru dilekçesinin gümrük idaresinin kaydına girdiği tarih esas alınmaktadır. Muhtemel bir hak tecavüzünün önlenmesi amacıyla gümrük idarelerinin müteyakkız olmasını talep eden ve bir süre ile sınırlı olmayan genel mahiyetteki başvuru dilekçeleri değerlendirmeye alınmamaktadır.

Durdurma kararı ithalatçıya veya hak sahibine bildirilmektedir. Durdurma kararının hak sahibine tebiliğinden itibaren 10 gün içerisinde hak sahibi tarafından yetkili mahkemede dava açılması veya mahkemeden tedbir niteliğinde karar alınması gerekmektedir. Gümrük idareleri gerek ithalatçının gerekse kamu hakkını korumak için başvuru sahibinden eşyanın CIF kıymeti kadar bir teminat isteyebilmektedir.

 27-) Patent hakkının sona ermesinin sebepleri nelerdir?

Patent hakkı;

  • Koruma süresinin dolması;
  • Patent sahibinin patent hakkından vazgeçmesi;
  • Yıllık ücretlerin ve ek ücretlerin öngörülen sürelerde ödenmemesi;

sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer.

 28-) Hangi konularda patent verilemez?

Buluş niteliğinde olmadıkları için patent verilemeyecek konular:

  • Keşifler, bilimsel teoriler, matematik metotları;
  • Zihni, ticari ve oyun faaliyetlerine ilişkin plan, usul ve kurallar;
  • Edebiyat ve sanat eserleri, bilim eserleri, estetik niteliği olan yaratmalar, bilgisayar yazılımları;
  • Bilginin derlenmesi, düzenlenmesi, sunulması ve iletilmesi ile ilgili teknik yönü bulunmayan usuller;
  • İnsan veya hayvan vücuduna uygulanacak cerrahi ve tedavi usulleri ile insan, hayvan vücudu ile ilgili teşhis usulleri.

Patentle korunamayacak buluşlar:

  • Konusu kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olan buluşlar;
  • Bitki veya hayvan türleri veya önemli ölçüde biyolojik esaslara dayanan bitki veya hayvan yetiştirilmesi usulleri.
 29-) Patent isteme hakkı kimlere aittir?

Patent isteme hakkı, buluşu yapana veya onun haleflerine ait olup, başkalarına devri mümkündür.

Buluş birden çok kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmişse, patent isteme hakkı, taraflar başka türlü kararlaştırmamışsa, bunlara müştereken ait olur.
Aynı buluş birbirinden bağımsız birden çok kişi tarafından aynı zamanda gerçekleştirilmişse, patent isteme hakkı, daha önce başvuru yapana veya diğerine göre rüçhan hakkı olana aittir.Patent almak için ilk başvuran kişi, aksi sabit oluncaya kadar, patent isteme hakkının sahibidir.

 30-) Bandrol Başvurusu hangi durumlarda gereklidir?

Eser ve hak sahiplerinin haklarının takip edilmesini sağlamak ve mali haklara tecavüzü önlemek amacıyla musiki ve sinema eseri nüshaları ile süreli olmayan yayınlarda zorunlu; kolay kopyalanmaya müsait diğer eser gruplarında ise isteğe bağlı olarak bandrol kullanılmaktadır. Bandrol kullanımı ve başvuru şartları hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmak için lütfen tıklayınız...

 31-) Marka Nedir?

Marka, bir işletmenin mal ve/veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal ve/veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işarettir.

 32-) Marka Tescil Başvurusu Nasıl Hazırlanır ve Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Marka tescil başvurusu TPE-M-101 kodlu Marka Tescil Başvuru Formu ile yapılır. Marka tescil başvurusu hazırlamadan önce mutlaka, 'Marka Başvuru Kılavuzunun' dikkatli bir şekilde okunması ve formun eksiksiz doldurulması gerekir. Başvuru kılavuzuna ve başvuru formuna, http://www.tpe.gov.tr/portal/default2.jsp?sayfa=230 adresinden ulaşılabilir. Kılavuzda belirtilen hususlara uygun olarak ve eksiksiz hazırlanan başvurular TPE tarafından başvuru tarihi itibariyle işleme alınır. Şekli eksiklik bulunan başvurulara ilişkin olarak şekli eksikliklerin giderilmesi için başvuru sahibine iki aylık süre verilir. Bu tür başvurularda koruma tarihi şekli eksikliklerin giderildiği tarih itibariyle başlar.

 33-) TPE Nezdindeki Marka İşlemlerinde Vekil Kullanma Zorunluluğu Var Mıdır?

TPE nezdinde yapılan işlemlerde Türkiye'de ikamet etmekte olan gerçek ve tüzel kişiler için vekil kullanma zorunluluğu yoktur. Marka ile ilgili işlemleri başvuru sahipleri bizzat kendileri yapabilecekleri gibi vekil aracılığı ile de yapabilirler. Ancak, konu hakkında bilgi sahibi olmayan gerçek ve tüzel kişilerin yanlış işlemler yaparak muhtemel hak kayıplarına uğramamaları için marka vekili kullanmaları tavsiye edilebilir. TPE nezdindeki işlemlerde atanacak vekillerin TPE tarafından yetkilendirilmiş ve TPE vekil sicilinde kayıtlı vekil olması gerekmektedir.


Türkiye'de ikameti olmayan gerçek ve tüzel kişilerin TPE  nezdindeki her türlü işlemlerini vekil aracılığıyla yapmaları zorunludur.

 34-) Marka Tescil Maliyetleri Ne Kadardır?

Marka tescil maliyetleri tescili talep edilen mal ve hizmetlerin kapsamına göre değişmektedir. Marka işlemlerine ilişkin olarak TPE tarafından talep edilen ücretler hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için lütfen  tıklayınız.

 35-) Marka Tescilinin Avantajları Nelerdir?

Marka tescili sahibine, ilgili markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetler için marka sahibinin izni dışındaki her türlü kullanımını engelleme hakkı verir. Marka sahibi markayı bizzat kendi kullanabileceği gibi başkalarına da marka kullanım izinleri verebilir. Markanın marka sahibinin izni dışında kullanımına karşı 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de önemli yaptırımlar getirilmiştir.

 36-) Marka Koruma Süreleri Ne Kadardır?

Enstitü tarafından tescil edilen markalar başvuru tarihinden itibaren 10 yıl süre ile korunur. 10'ar yıllık sürelerle yenilemek suretiyle koruma süresini sınırsız olarak uzatmak mümkündür.

 37-) Hangi durumlarda marka kullanılmış kabul edilir?

Aşağıda belirtilen durumlar markayı kullanma kabul edilir;

a)Tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden markanın farklı unsurlarla kullanılması,
b)Markanın yalnız ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması,
c)Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması,
d)Markayı taşıyan malın ithalatı

 38-) Madrid Sistemi Nedir? TPE'de tescil ettirdiğim marka bütün dünyada koruma sağlar mı?

Markaların Uluslararası Tesciline İlişkin Madrid Sistemi, tek bir başvuru ile sisteme taraf toplam 79 ülke ve Avrupa Topluluklarında başvuru yapma imkanı sağlayan bir sistemdir. Sistem Madrid Anlaşması ve Madrid Protokolünden oluşmaktadır. Türkiye sadece Madrid Protokolüne taraf olduğu için Türk Patent Enstitüsü aracılığıyla yapılan uluslararası marka tescil başvurularında Protokole taraf olan ülkeler için tescil talebinde bulunulabilir. Madrid Sistemine taraf ülkelerin güncel listesi için http://www.wipo.int/madrid/en/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

 39-) Madrid Protokolü çerçevesinde elde edilen bir uluslararası marka tescili bütün dünyada geçerli bir koruma mı sağlar?

Hayır. Madrid Protokolü çerçevesinde elde edilen bir uluslararası tescil sadece başvuru sırasında belirlenen ve yapılan inceleme sonucu marka tescili kabul edilen ülkelerde koruma sağlar.

 40-) Madrid Protokolü çerçevesinde yapılacak bir uluslararası başvurunun ücreti nedir?

Madrid Protokolü çerçevesindeki uluslar arası başvurularda birisi Türk Patent Enstitüsü'ne ve diğeri Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı'na (WIPO) olmak üzere, iki ayrı ücret ödenmesi gerekmektedir. TPE'ye ödenmesi gereken uluslararası marka başvurusu işlem ücreti 220 YTL'dir. WIPO'ya ödenmesi gereken uluslararası başvuru ücreti ise, markanın renkli olup olmamasına, mal ve hizmetlerin kapsadığı sınıf sayısına ve belirlenen ülkelere göre değişmekte olup bu ücretin toplamı WIPO'ya ödenir. Uluslararası başvuru ücretine ilişkin ayrıntılı bilgiler ve otomatik ücret hesaplaması içinhttp://www.wipo.int/madrid/en/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

 41-) Madrid Protokolü çerçevesinde bir uluslararası başvuru yapabilmek için TPE'de ulusal marka başvurusunda bulunmak zorunlu mudur?

TPE aracılığıyla Madrid Protokolü çerçevesinde uluslararası marka başvurusunda bulunmak için Türkiye'de tescilli ya da başvuru halinde bir markanızın bulunması zorunludur. TPE'de kayıtlı başvuru halinde ya da tescilli markası bulunmayanlar yeni bir marka ulusal başvurusu yaparak bu başvuruyla aynı anda uluslararası marka başvurusunda bulunabilirler.

 42-) Madrid Protokolü çerçevesinde yapılacak uluslararası başvurunun bu başvuruya dayanak oluşturan ulusal başvuru/tescille (esas başvuru/tescil) uyumlu olması zorunlu mudur?

Evet. Madrid Protokolü çerçevesinde uluslararası marka başvurusunun, marka sahibi, marka örneği, mal ve hizmetler açısından esas başvuru/tescille uyumlu olması zorunludur. Uluslar arası başvuruda tescili talep edilen mal ve hizmetler esas markanın mal ve hizmet listesinden daha dar kapsamlı olabilir ancak daha geniş kapsamlı olamaz.

 43-) Uluslararası başvuruların koruma süresi ne zaman başlar?

Madrid Protokolü çerçevesinde yapılan uluslar arası başvuruların koruma süresi, başvurunun WIPO'ya 2 ay içerisinde gönderilmesi halinde, başvurunun ulusal ofis (TPE) tarafından alındığı tarihten itibaren başlar. Başvuru ulusal ofis tarafından alındığı tarihten itibaren iki aydan daha sonra gönderilirse koruma süresi başvurunun WIPO tarafından alındığı tarihte başlar.Ulusal ofis tarafından iki ay içerisinde gönderilebilmesi için başvurunun usulüne uygun ve eksiksiz yapılmış olması gerekmektedir.

 1-) Türkiye’deki uluslararası doğrudan yatırımları doğrudan ilgilendiren temel mevzuat nedir?

Türkiye’de yapılan doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin temel prensipler, ilk kez 1954 yılında yürürlüğe giren 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu ile düzenlenmiştir. Söz konusu Kanun, ekonomik hayatta yaşanan gelişmeler ve uluslararası en iyi uygulamalar ışığında yenilenmiş ve 4875 sayılı yeni Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, 17 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.  Yatırımcıya açık ve anlaşılır mesajlar veren ve yatırımcının yatırımları ilgilendiren temel konularda, diğer mevzuat gereği sahip olduğu haklar ve tabi olduğu yükümlülükleri gösteren “yasal bir rehber” niteliği taşıyan Kanun, 6224 sayılı Kanun ile oluşturulan izin/onay sistemini bilgilendirme sistemine dönüştürmüş; “yabancı yatırımcı ve yabancı doğrudan yatırım” gibi yatırıma ilişkin temel kavramları, uluslararası standartlar çerçevesinde yeniden tanımlamıştır.

Kanunun Uygulama Yönetmeliği, 20 Ağustos 2003 tarihli ve 25205 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Ayrıca, yatırım ve ticari ilişkilerimizin yoğun olduğu veya bu yönde potansiyel görülen ve ilişkilerin güçlendirilmesinde yarar görülen ülkelerle, 1960’lı yıllardan beri Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları imzalanmaktadır. Türkiye'nin bugüne kadar 79 ülkeyle imzalamış olduğu söz konusu Anlaşmalar, yabancı yatırımlar için büyük önem taşıyan; yabancı yatırımcıya ev sahibi ülke tarafından uygulanacak muamelenin sınırlarının belirlenmesi, kar transferlerinin güvence altına alınması, ve ev sahibi devletçe yapılması muhtemel kamulaştırma işlemlerinin şartlarının belirlenmesi ve uyuşmazlık halinde uluslararası tahkime başvurulması gibi 'olmazsa olmaz' hükümler içermektedirler. 
4875 sayılı Kanun “milli muamele” esasını benimsediğinden, sınırlı sayıdaki sınırlamalar dışında, yabancı yatırımcılar Türkiye’de, yerli yatırımcıların tabi olduğu mevzuat çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedirler.

 2-) Türkiye’deki uluslararası doğrudan yatırım rejiminin temel unsurları nelerdir?

4875 sayılı Kanunun 3/a maddesine göre;

Uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri tarafından aksi öngörülmedikçe;

  1. Yabancı yatırımcılar tarafından Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım yapılması serbesttir.
  2. Yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabidirler.

Bu çerçevede Türkiye’de yapılan uluslararası doğrudan yatırım rejiminin temel unsurları, “Yatırım Serbestisi ve Milli Muamele” olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımcılar, sınırlı sayıdaki sektörel sınırlamalar hariç olmak üzere, yerli yatırımcılarla eşit haklar ve yükümlülükler çerçevesinde faaliyet göstermektedirler.

 1-) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ)'in tanımı nedir?

2005/9617 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yasalaşan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmelik'te belirlendiği üzere;

  • Yıllık çalışan sayısı < 250 ve
  • Yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu < 25 milyon YTL  

    olan işletmeler KOBİ tanımı içerisinde değerlendirilirler

Ayrıca söz konusu yönetmelikte KOBİ'ler; mikro işletme, küçük işletme ve orta büyüklükteki işletme olmak üzere 3 alt sınıfa ayrılmışlardır. Buna göre;

  • Mikro işletme:
    • Yıllık çalışan sayısı<10  ve,
    • Yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu < 1 milyon YTL
  • Küçük işletme:
    • 10<50  ve,< DIV>
    • 1 milyon YTL< Yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu <5 milyon YTL
  • Orta büyüklükteki işletme:
    • 50< DIV sayısı<250 >
    • 5 milyon YTL< 25 milyon YTL<>

KOBİ tanımına ilişkin yönetmeliğin tam metnine erişmek için lütfen tıklayınız.

 2-) Türkiye'de KOBİ'lere destek sağlayan kuruluşlar nelerdir?

Türkiye'deki işletmelerin %99.8'ini KOBİ'lerin oluşturması nedeniyle KOBİ'lere yönelik uygulanan politikalar oldukça önem taşımaktadır. Bu nedenle Türkiye'de birçok kurum ve kuruluş tarafından KOBİ'lere yönelik çeşitli destek unsurları verilmektedir. Bu destek unsurları hakkında ayrıntılı ilgi edinmek için lütfen tıklayınız.

 

 3-) KOBİ'lerin finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması kapsamında Türkiye'de yürütülen çalışmalar nelerdir?


KOBİ'lerin finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması yatırım ortamını iyileştirme çalışmaları kapsamında önemli bir yere sahiptir. Bu hususun önemi çeşitli uluslararası kuruluşların raporlarında da zaman zaman dile getirilmektedir. Bu konuda son dönemlerde Türkiye'de girişim sermayesi yatırım ortaklığı sistemi ile kredi kefalet sisteminin geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yürütülmektedir. ( Söz konusu sistemler hakkında ayrıntılı bilgiye erişmek için lütfen tıklayınız).

Ayrıca, söz konusu sistemlerin geliştirilmesine yönelik hususlar YOİKK KOBİ Teknik Komitesi 2008 yılı Eylem Planı'nda da gündeme alınmış olup, bu husustaki çalışmalar ilgili kurumların katkıları ile sürdürülmektedir.

 1-) Türkiye’de faaliyet gösteren şirketler için kurumsal yönetim ilkeleri belirlenmiş midir?

1999 yılında OECD Kurumsal Yönetim İlkelerinin yayımlanmasının ardından, başlatılan çalışmalar neticesinde, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından 2003 yılında SPK Kurumsal Yönetim İlkeleri yayınlanmıştır. OECD İlkelerinin 2004 yılında güncellenerek tekrar yayımlanması ertesinde bu değişiklikler doğrultusunda, SPK da ilkelerini revize ederek, Şubat 2005’te yeniden yayımlamıştır.

 2-) SPK tarafından yayımlanan Kurumsal Yönetim İlkeleri hangi şirketleri kapsamaktadır?

Kurumsal yönetim, halka açık şirketlerin yönetim sorunlarını gidermek üzere ortaya çıkmış bir kavramdır ve esas itibariyle hisseleri borsada işlem gören şirketleri ilgilendirmektedir. Ülkemizde de SPK tarafından yayımlanan ilkeler, borsada işlem gören şirketler üzerine odaklanmaktadır.

 3-) Borsa dışı şirketlerde de kurumsal yönetim ilkeleri uygulanabilir mi?

Gerekli uyumlaştırmaların yapılması kaydıyla, kurumsal yönetim anlayışı borsa dışında işlem gören şirketler için de geliştirilebilir. Nitekim, YOİKK bünyesinde oluşturulan Kurumsal Yönetim Teknik Komitesi  borsa dışı şirketler için en iyi kurumsal yönetim uygulamalarının belirlenmesi, benimsenmesi ve uygulanmasının sağlanmasını sağlamak üzere bir proje başlatmıştır.

 4-) SPK tarafından yayımlanan Kurumsal Yönetim İlkelerini uygulama zorunluluğu var mıdır?

SPK tarafından yayımlanan kurumsal yönetim ilkelerinde yer alan önerilerin uygulanması, borsaya kote şirketler için ihtiyaridir.

Bununla birlikte, söz konusu şirketlerin bu ilkelerde açıklanan unsurları ne ölçüde uyguladıkları, uygulamamaları halinde ise neden uygulamadıklarını,  “Kurumsal Uyum Raporu” aracılığıyla duyurmaları SPK tarafından zorunlu tutulmuştur. Buna göre, SPK’nun 2004/51 sayılı Haftalık Bülteninde yayınlanarak kamuya duyurulan 10.12.2004 tarih ve 48/1588 sayılı Kararı ile, hisse senetleri İMKB’de işlem gören şirketlerin 2005 yılında yayınlanacak 2004 yılına ilişkin faaliyet raporlarından başlamak üzere, faaliyet raporlarında ve varsa internet sitelerinde; şirketlerin Kurumsal Yönetim İlkeleri’ne uyumu konusundaki beyanları ile ilkeler karşısındaki durumlarının görülebilmesi için, formatı SPK tarafından belirlenmiş olan ve açıklanacak asgari unsurları belirleyen Kurumsal Yönetim Uyum Raporu’na (KYUR) yer vermeleri zorunlu tutulmuştur.

Kurumsal Yönetim Uyum Raporu formatı için tıklayınız.

 5-) Kurumsal Yönetim Endeksine dahil olabilmek için neler yapılmalıdır?

IMKB bünyesinde bulunan endekse dâhil olabilmek için, derecelendirme yaptırma ve kurumsal yönetim ilkelerine uyum derecelendirme notunun 10 üzerinden en az 6 olması zorunluluğu bulunmaktadır. Endeksin aktif olabilmesi için, asgari beş şirketin geçerli not alması gerekmektedir. Söz konusu endeks, 31 Ağustos 2007 tarihi itibariyle çalışmaya başlamıştır.

 6-) Kurumsal Yönetim Endeksi ne tip avantajlar sağlamaktadır?

Kurumsal yönetim endeksine dâhil olacak şirketler için, kotta kalma ve kayıtta kalma ücretlerinde %50 indirim olanağı getirilmektedir.

Büyütmek için tıklayınız.

T.C. Ekonomi Bakanlığı
Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü - YOİKK Sekretaryası
0 (312)-204 73 12 0 (312)-212 89 16